26197798Dünyada şirketlerin yüzde 36’sı yetenek açığı ile karşı karşıya. Türkiye yüzde 63’lük oranla en fazla yetenek açığı bulunan ülkeler arasında ilk sıralarda yer alıyor. Diğer yandan Avrupa’da 26 milyon iş arayan varken, 2 milyon açık pozisyon da doldurulamıyor. Dünya Ekonomik Forumu’nun “Gelecekteki Bölgesel Kalkınma için Kaynakların Ortaya Çıkarılması” başlıklı özel toplantısı kapsamında İstanbul’a gelen ManpowerGroup Doğu Akdeniz Ülkeleri Bölge Müdürü Dalia Narkis, gelecekte bilişim, mühendislik alanları ve perakende sektörlerinde yeni iş fırsatları doğacağını söylüyor. Dalia Narkis sorularımızı yanıtladı.

Dünyada yetenek açığı ne boyutta? En çok hangi alanlarda yetenek açığı yaşanıyor?
ManpowerGroup tarafından dokuz yıldır küresel çapta hazırlanan Yetenek Açığı Raporu’nun 2014 sonuçlarına göre, araştırmaya katılan 42 ülkeden, 37.000’den fazla işverenin yüzde 36’sı yetenek açığıyla karşı karşıya olduklarını ve doğru becerilere sahip personel bulmakta zorluk yaşadıklarını belirtiyorlar. Bu oran 2007 yılından bu yana kaydedilen en yüksek oran olmasıyla dikkat çekiyor. Küresel yetenek krizinde başı yüzde 81 ile Japonya çekerken, yüzde 63 ile Türkiye, geçtiğimiz yıla göre yetenek açığı sorununda yüzde 5 artış sergiliyor ve en fazla yetenek açığı bulunan ülkeler arasında yer alıyor. Türkiye aynı zamanda EMEA Bölgesi’ndeki 24 ülke arasındaki en yüksek yetenek açığına sahip ülke konumunda bulunuyor.

Yetkin ve deneyimli insan kaynağına ulaşmak küreselleşen ve dolayısıyla iş rekabetinin arttığı bütün ülkelerde önemli bir sorun teşkil ediyor. Özellikle Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin büyümesinin önündeki başlıca engeller finansman ve insan kaynaklarına ulaşmak olarak ön plana çıkıyor.

Türkiye’de en çok hangi alanlarda yetenek açığı yaşanıyor?
2014 yılında Türkiye’de en fazla yetenek açığı bulunan ilk 3 pozisyon sırasıyla zanaatkar, mühendis ve nitelikli işçi pozisyonları olarak sıralanıyor. Dünyada yetenek açığı ile karşı karşıya olduklarını belirten küresel işverenlerin yüzde 50’sinden fazlası bu sorunun ‘müşteri taleplerini karşılama yeteneklerini’ kayda değer oranda olumsuz etkilediğini belirtiyor. Yüzde 40’ı ise yetenek açığının ‘rekabetçilik/üretkenlik’ seviyelerini azalttığını söylüyor. Türkiye’de ise bu oranlar sırasıyla yüzde 41 ve yüzde 27.

Bilişim, mühendislik gelişecek alanlar
Önümüzdeki yıllarda globalde ve Türkiye’de hangi alanlarda kalifiye elemanlara ihtiyaç ve talep artacak?

Araştırmanın küresel sonuçlarına ve yetenek açığını etkileyen 5 trende bakacak olursak; ‘hızlı teknolojik gelişmeler’, ‘değişen demografiler’, ‘yetenek arzı ve talebi arasındaki uygunsuzluk/uyumsuzluk’, ‘hızla büyüyen ve gelişen pazarlar’, ‘günümüzdeki yeni nesil arasında mesleki ve sosyal beceriler konusundaki eksiklikler’ olarak sıralanıyor. Önümüzdeki dönemde bilişim sektörünün devamlı gelişim göstermesiyle birlikte yeni iş modelleri ve dolayısıyla da yeni iş alanlarının doğacağını öngörüyoruz. Dolayısıyla yeni mezunlar ve gençler kadar, iş veya kariyer değişikliği düşüncesi olanların, bu alanı yakından takip etmesinin faydalı olacağına inanıyoruz. Ayrıca artan nüfus ve gelişime yönelik talebinin körükleyeceği mühendislik pozisyonlarının da ekonomik büyüme devam ettiği sürece gözlemleyeceğimizi düşünüyoruz. Bunlara ilaveten, gençleri her daim tercih eden perakende sektörü ve çağrı merkezleri, iş hayatına yeni atılan gençlerimiz için fırsatlar yaratmaya devam edecek.

Kısacası teknoloji ve ileri endüstri alanları doğru yeteneklere ihtiyacı olan sektörler arasında yer alıyor. Örneğin otomotiv sektöründeki Mercedes markasının bile ürünlerinin yüzde 60’ının yazılım ürünü olduğunu biliyoruz. Bu arada yeşil ve yenilenebilir enerjiye talep de artıyor. Bu alanda da pek çok iş alanı açılıyor.

Bir diğer konu ise, özellikle dünyada, yaşlı nüfusundaki artış temelinde karşımıza çıkıyor. Artık daha fazla sayıda sağlık ve evde bakım personeline ihtiyaç var. Bu konuda, doktor ve hemşirelere yardımcı olacak insanlara talepler muazzam bir ölçüde artıyor.

Körfez ülkeleri ve Güney Amerika’da iş fırsatları var
Türkiye’deki genç nüfusu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında pozitif bir büyüme oranına sahip bir iki ülkeden biri. Her yıl çok sayıda genç ve eğitimli insan pazara giriş yapıyor. Fakat pazarda bu talebi karşılayacak kadar aynı oranda iş alanı açılmıyor. O halde karşımıza şu soru çıkıyor: Bu genç insanlar önümüzdeki 5-10 yıl içinde ne yapacaklar? Bazıları girişimciliğe soyunacak ve kendi işlerini kuracaklar. Fakat bu konuda da bazı gelişim araçlarına ihtiyaçları olacak. Örneğin, bir iş planı nasıl yapılır gibi. Pazarlama planları vs konularda koçluk almaları gerekecek. Elbette bir de bu işler için fon bulma konusu da var.

Avrupa’da 26 milyon iş arayan var, açık pozisyon ise 2 milyon. Neden 2 milyon açık pozisyon doldurulamıyor, sizin iş arayan 24 milyona tavsiyeniz ne olur?
Çünkü iş arayan insanların becerileri pazardaki ihtiyaçlara uymuyor. Bu insanlar her şeyden önce yeniden eğitim görmeleri, çeşitli mesleki eğitimler almaları ve pazarda onları talep eden 2 milyon iş alanını doldurmalılar. Bu insanların bir kısmı kendi işini kuracaktır. Ne yazık ki bazıları da ülkeyi terk edip dünyanın daha hızlı büyüyen ülkelerinde (Örneğin Körfez ülkeleri ve Güney Amerika gibi) iş arayabilirler. Çünkü bu ülkeler de eğitimli ve genç adaylar arıyorlar.

Mümkün olduğunca iş tecrübesi edinin
Gençlere, yeni mezunlara tavsiyeniz nedir?

Teorik bilgi ile pratik bilginin bir araya gelmesinin öğrenim kalitesini ve süresini olumlu yönde etkilediğini gözlemliyoruz. Üniversite sıralarındaki öğrencilere tavsiyem okudukları alandaki yarı zamanlı iş fırsatlarını değerlendirmenin yanı sıra, başka sektörlerden çıkacak fırsatları da takip etmeleri. Fırsat bulabilen her öğrencinin mümkün olduğu kadar iş tecrübesi edinmesini ve bu çağın gereksinimlerine uygun olmalarını tavsiye ediyoruz. İçinde bulunduğumuz insan çağında bireysel ve kişisel yetenekler ön plana çıkıyor ve Y kuşağının iş yaşamında baskın özelliklerinden birinin alanlarında uzmanlaşmak olduğunu gözlemliyoruz. Özellikle Türkiye’deki genç işsizlik rakamlarını da göz önünde bulundurursak, eğitim sırasında iş deneyimi kazanmış kişilerin, mezuniyet sonrası bir adım önde olduklarını açıkça görebiliriz.

Benim ilk tavsiyem eğitim alma yönünde olacaktır. Artık belli becerilere sahip olmayan insanlara pazarda talep yok. Belli bir konuda eğitim alınmasını da öneremeyeceğim çünkü herkesin kendi ilgi alanına göre bir eğitim alması daha doğrudur. Fakat burada önemli olan bir diğer nokta da iş arayanların sahip olması gereken 4 ana özelliktir: Eleştirel muhakeme, yaratıcılık, iletişim ve işbirliği. Bu özelliklere sahip adaylar pek çok alanda iş bulabilirler çünkü pek çok meslekte işverenler kendi eğitimlerini veriyorlar. Eğer siz bu özelliklere sahip doğru insansanız işveren bunu fark ederek sizi meslek içi eğitimlerle yönlendirecektir.
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 05 Ekim 2014