26813508
Beylikdüzü Belediyesi, Türkiye İnsan Yönetimi Derneği’ne (PERYÖN) üye olan hem ilk belediye hem de ilk kamu kurumu. Nisan ayında göreve gelen Beylikdüzü Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, bir yandan insan kaynakları yönetimi yüksek lisansı yapıyor, bir yandan da belediyenin İK’sını yeniden yapılandırmak için danışmanlık alıyor. İmamoğlu, klasik belediyecilik anlayışında bir kenara itilen, sadece evrak işi yapılan İK müdürlüğünü, belediyenin kalbine koyuyor.

Neden PERYÖN’e üye oldunuz, beklentileriniz neler?
Personel yönetimi bir uzmanlık işi. Seçimden sonra belediyenin içine girdiğimizde, 1.400 kişi çalıştıran bu kurumun belki de en dağınık yönünün personel tarafı olduğunu gördük. Bu arayış bizi PERYÖN’e üye yaptı. PERYÖN’ün içindeki tüm kurumsal anlayışı, tüm birikimlerini bizimle paylaşmasını bekliyoruz.

– Aynı zamanda insan kaynakları yönetimi yüksek lisansı yapıyorsunuz, İK sizin gündeminizde hep varmış sanırım?
1994’de İÜ İngilizce İşletme’den mezun olunca, personel yönetimi sertifika programına başladım, çünkü o yıllarda kendi işletmelerimizde de aynı sıkıntıyı çekiyordum. İnsanı motive etmek, onlarla birlikte iş üretebilmek gibi kavramlar çok eksikti o yıllarda. Ama işim imkan vermedi ve okula devam edemedim, şimdi masterımı bitirmek istiyorum, bu tarafımız da bizi destekliyor. Performansın karşılığını bulduğu kurumlar her zaman başarılı olmuştur. Bugün Türkiye’de uzun yıllardır başarısından bir şey kaybetmeyen, üzerine koyan kurumlar bana göre insan kaynağını iyi kullanan yapılardır. Biz Beylikdüzü Belediyesi olarak 300 milyona yakın bütçe yöneteceğiz 2015 yılında. Böyle bir bütçeyi yöneten bir belediyenin insan kaynaklarının da nitelikli olması gerekiyor. Ama baktığınızda devlete en fazla borcu olan kurumlar belediyeler.

– Belediyede İK departmanı mı yoksa personel müdürlüğü mü diyorsunuz?
İK müdürlüğü deniliyor ama tabii benim beklentimi karşılayan bir İK müdürlüğü değil, daha çok kadrolu ve sözleşmeli işçi kadrosunu, onların girişlerini, saatlerini, evrak takibini yapan bir yapı. Ben nisan ayında göreve gelir gelmez, memur ve işçi kadroları için bir anket yaptım, bu ankette çalışan memmnuniyet oranı yüzde 57 çıktı. Taşeronlarda bu oran çok çok daha düşüktür.
Bu araştırma bizi hemen tetikledi. Aidiyeti arttırıcı bir takım çalışmalar yaptık. Kişileri motive edecek, onların inancını besleyecek toplantılar düzenledik ve düzenlemeye de devam ediyoruz. Biz insana hizmet eden bir kurumuz. Bizim insan kaynağımız sadece buradaki 1.400 kişi değil. 250 bini aşan nüfusu olan Beylikdüzü’nde nüfusun tamamını insan kaynakları olarak gören bir anlayışımız var. Bu kadar insanı ilgilendiren bir hizmet alanında kuruma inanmış kişilerin nasıl bir fayda sağlayacağını siz düşünün.

6 ayda 10 bin CV geldi
– Anketi yaptıktan sonra işe ilk olarak nereden başladınız?

Ofisler çok kötü durumdaydı, insanlar odalara sıkışmıştı, duvarları kırdık, şeffaf hale getirdik, insanların birbirini göreceği, selam vereceği ortamlar yarattık. İnsanların doğumgünlerinde, emekliliklerinde plaket veriyoruz. İşini başarılı yapan kişilerin daha hissedilebilir olması adına çalışmalar yürütüyoruz, ayın personelini seçiyoruz örneğin.

– Kariyer merkeziniz ne durumda?
Bir kariyer merkezi vardı, göreve gelir gelmez onu genişlettik. 6 ayda 10 bin CV birikti. Bu çok baş edilebilir bir şey değil, evet belediyenin ihtiyaçları olabiliyor ama minimum düzeyde. Biz bir saha ekibi kurduk, o saha ekibi işverenlerle görüşüp talepleri belirliyor, bizdeki CV’lerle eşleştirme yapıyorlar, sonra buluşmalarını sağlıyoruz. İşverenlerle yaptığım görüşmelerde bu bölgede oturan kişilerin, tercih edilmesi yönünde destek istedik.

Şimdi kendi belediyemizde bir İK müdürlüğümüz var, ayrıca şirketimizde taşeron boyutunu yöntecek bir İK birimi kurulucak, bir de gelen iş taleplerini yönetecek bir kariyer merkezimiz var. Bu üçü nasıl koordineli çalışır diye uzman bir ekipten destek alıyoruz şu anda.

– Kariyer günleri düzenliyor musunuz?
Bir deneme yaptık yazın ama çok istediğimiz gibi olmadı, doğru mevsimde, doğru çalışma ile tekrar yapacağız. Böyle bir potansiyelimiz var, Beylikdüzü’nde yaklaşık 60-70 bini aşan kişiyi çalıştıran bir organize sanayi var, yakın bölgede bir çok sanayi kuruluşu var, tüm bunlardan faydalanacağız.

– Belediyelerde çok alakasız kişiler çok alakasız yerlere atanabiliyor, bu kişiler için ne yapacaksınız?
Belediyelerde dönem dönem siyasi hamlelerle bir bakmışsınız bir mühendisi çok alakasız bir birime atayabiliyorlar. Burada kişiye göre iş değil de biraz siyasi algılarla, ya da bir takım korunmalarla atanmışlıklar var, tabii kötü bir durum. Bu kargaşayı da yaşıyoruz, şu an aldığımız danışmanlıkta bu sorun da var.

– Belediyeler, pek çok kişi için çalışılmak istenen bir kurum. Biraz ‘devlet kapısı, sağlam iş’ mantığıyla bakılıyor herhalde. Siz özel sektörle kamuyu kıyaslayabilir misiniz?
Özel sektörden gelmiş birisi olarak ve yaklaşık 25 yıldır da bir işveren olarak şunu söyleyebilirim ki, özel sektördeki imkanlar kamudan çok daha önde. Kamu daha stabil, mesailere daha dikkat ediliyor diye bakılıyor ama çok da anlamlı değil bence. Hele bugünkü ortamda, motivasyonun beslenemedeği, insanların performansına göre kariyer elde edemediği ve siyasi kavramlarla tayinlerin gerçekleştiği bir ortamda…

– İK’cıların gündeminde yetenek yönetimi, Y kuşağı, çalışan memnuniyeti var, sizin gündeminizde ilk sırada ne var?
İlk önceliğimiz kuruma bağlılık ve aidiyet bilinci. Belediyecilikde bir unsur da belediye başkanının vizyonuna sahip çıkan bir belediye üretmek. Biz yasanın el verdiği ölçüde insan kaynakları dünyasının attığı tüm çağdaş adımların takipçisi olacağız.

Hedefimiz bir yılda kavramları bitirmiş, tanımlamaları yapmış, tüm birimlerin yol haritalarını çizmiş, şematik yapısı belli, görev tanımları belli, motivasyonu, performansı mutlaka ölçülebilir hale getirmiş bir yapı kurmuş olmak.
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 22 Kasım 2014