28653747
Çalışma hayatında pek çok kişi dış görünüşü nedeniyle ayrımcılığa uğruyor. Kilolu olanlar, genç veya yaşlı görünenler, bakımlı veya bakımsız olanlar daha iş başvurusundan itibaren ayrımcılığa uğruyorlar. Kadınlar, dış görünüşleri sebebiyle erkeklere nazaran çok daha fazla eleştiriliyor.

Pek çok çalışan işyerinde ayrımcılığa maruz kalıyor. Eğer kiloluysanız, kılık-kıyafetinize özenmiyor veya diğerlerinden farklı giyiniyorsanız, erkek yoğun bir sektörde kadınsanız, zaman zaman ayrımcılığa uğradığınızı hissediyor olabilirsiniz. İş hayatında hem kadın hem de kiloluysanız daha çalışma hayatına girerken ayrımcılığa uğruyorsunuz.

Büyük bir şirkette marka müdürü, çok büyük bir gıda firmasında pazarlama müdürü, bir telekomünikasyon şirketinde direktör seviyesinde çalışan Burcu L., 8 aydır iş arıyor. Bir çok firma ile iş görüşmesi yapıyor fakat sürekli olarak reddediliyor ve bunun da sebebinin kilosu olduğunu düşünüyor. Burcu L. son olarak bir hazır giyim markası ile yaptığı iş görüşmesinde süzüldüğünü hissettiğini, ayakkabılarına, çantasına, kıyafetlerine bakıldığını söylüyor: “Ben global markaları, büyük bütçeleri, ekipleri yönetmiş birisiyim CV’m kendini anlatıyor ama mülakatta anlattığım başarı hikayelerinden çok giyimimle dış görüşümle ilgilenildi. Sonuçta ‘Biz biraz daha sektörün içinden modayı takip eden, dış görüşüne önem veren birisini arıyoruz’ dediler. Onları anlıyorum sektör böyle olduğu için, onlarda öyle talep ediyorlar ve gerçek nedeni açıkca söyledikleri için takdir ediyorum. Çünkü kimse gerçek nedeni söylemiyor. Bir sürü görüşme yapıyorum, olmuyor, olmamasının sebebinin kilom olduğunu düşünüyorum. Bazen arkadan duyuyorum, head hunter ile samimiysem, şirketin gerekçesi olarak şunu duyuyorum ‘Daha prezentabl, bizi daha iyi temsil edecek birisini arıyoruz.’”

İK’cıların yüzde 93’ü ayrımcılık yapıyor
Kilolu insanların iş hayatında uğradıkları ayrımcılık sık sık araştırmalarda da doğrulanıyor. Son olarak internet sitesi Personal Today’in 2.000 İK uzmanı ile yaptığı araştırmaya göre kilolu insanlar hem işe girişte hem terfide ayrımcılığa uğruyorlar, işten çıkarılma olasılıkları da daha yüksek.
Araştırmaya katılan İK’cıların yüzde 93’ü aynı deneyim ve özellikte ise ‘normal ağırlıktaki’ birisini seçeceğini söylüyor. Ve İK’cıların 3’te 1’i obeziteyi işe almamak için geçerli bir sağlık sorunu olarak görürken, yüzde 15’i de obezlerin terfi almalarının daha düşük bir şans olduğunu söylüyorlar. Araştırmadan çıkan en acı gerçek şu ki, İK’cıların yüzde 10’u bir kişiyi vücut ölçülerinden dolayı kovabileceğini düşünüyor.

Fotoğraf çekiminde en arkaya itildi
Ayrımcılık önce işe alımda başlıyor, eğer şanslıysanız yaptığınız işlerle kendinizi ispatlayıp hak ettiğiniz yeri elde ediyorsunuz ama pek çok kurumda terfilerde de ayrımcılık devam ediyor. Özellikle şirketi dışarıda temsil edecekseniz dış görünüş başarılarınızın önüne geçebiliyor.

Bir şirkette oldukçu başarılı işler yapan 30 yaşındaki Selma Ö. terfi edeceğinden çok emindi. Yöneticileri performansından memnundu, uzun yıllar aynı şirkette çalışıyordu ama onun yerine daha az deneyimli, daha genç, şık giyinen birisi işe alındı. Yöneticisine bunun sebebini sorduğunda ‘Terfi eden kişinin dışarıda şirketi temsil etmek açısından daha uygun olduğu’ cevabını aldı. Selma Ö., bu olay sonrasında işi bıraktı. İşi bırakmasının tek sebebinin uğradığı haksızlık olmadığını, diğer çalışanların ona acıyarak bakması ve arkasından konuşulduğunu düşünmesi olduğunu söylüyor.
İş hayatında dış görünüşü nedeniyle en çok eleştiriye maruz kalanlar genellikle terfi bekleyenler, yöneticiler ve iş görüşmesine gidenler. Kadınlar dış görünüşleriyle daha çok eleştiriliyor. Bazen bakımlı oldukları için bazen bakımsız oldukları için, bazen de kilolu oldukları için.

Eğer müşteriyle birebir temasta bulunacaksa veya şirketi temsil edecekse dış görünüşe çok daha önem veriliyor. Aynur C., bir şirket tanıtımı için fotoğraf çekilirken kendisinin en arkaya, neredeyse görünmeyecek şekilde yerleştirildiğini ve bundan çok utandığını söyleyerek, “Orada kendimi gizlenmeye çalışılan bir bozukluk gibi hissettim” diyor.

Özgüven zedeleniyor
Yeme bozuklukları konusunda uzman olan psikolog Dr. Feyza Bayraktar, iş hayatında dış görünüşü nedeniyle en fazla ayrımcılığa uğrayan kesimin kilosu normalin üzerinde olanlar olduğunu söylüyor: “Özellikle müşteri ile yüz yüze iletişim halinde olan iş pozisyonları için şişmanlık tercih edilmiyor. Bunun en büyük sebebi ise fazla kiloya karşı toplumun kafasında ‘iradesiz, tembel, yavaş, özgüveni eksik, depresif, sosyal olarak kaygılı’ gibi gizli etiketlerin olması. Bu etiketler iş yerlerinde aranan prezantabl olma niteliğine ters düşüyor ve o nedenle kilolu kişiler özellikle satış, pazarlama, tanıtım gibi alanlarda çok fazla tercih edilmiyor. Kadınlar erkeklere kıyasla kiloları yüzünden daha fazla ayrımcılığa uğruyor. Bunun en büyük sebebi de toplumun kadının beden imgesine yüklediği anlamın erkeğe kıyasla daha fazla olduğu ve ideal kadın bedeninin fazla kilo ile ters düşmesidir” diyor.

Psikolog Dr. Bayraktar, kendisine gelen bir danışanının yaşadığı durumu şöyle anlatıyor: “Saygın bir kurumda görev yapan danışanlarımdan biri yaşamış olduğu ayrımcılığı seanslar esnasında ifade etmişti. Tüm kurum personelinin yer aldığı toplantıda konuşma yapan kurum yöneticilerinden bir tanesi toplantıda söylenenleri dinlediği esnada ‘Ben kilolu insan çalıştırmayı sevmiyorum, sen neden kendine dikkat etmiyorsun?’ şeklinde bir soru ile karşılaşmış. Hem kendisine yapılan psikolojik tacizin yıkıcı etkisi hem de iş arkadaşları arasında küçük düşmesi sebebiyle üzüntüden rahatsızlandığını daha sonrasında rapor alarak 3 gün işe gidemediğini söylemişti. Genellikle kilo yüzünden ayrımcılığa uğrayan kişide özgüven zedelenmesi ve değersizlik duygusu oluşuyor. Sosyal ortamlara girmekten olabildiğince kaçınıyor. Toplantılarda bir fikrini dile getirmek bile onda kaygı yaratabiliyor, diğer bir deyişle sosyal kaygı yaşayabiliyor. Aynı zamanda depresyon da çok sık gözlemlenebiliyor. Kilosu yüzünden ayrımcılığa uğramadığı ortamlarda bile yaşadığı herhangi bir olumsuzluğu kilosuna bağlayabiliyor.”

Dış görünüşü nedeniyle ayrımcılığa uğrayanlar sadece kilolular değil. Hızlı tüketim sektöründe 18 yıllık üst düzey pazarlama yöneticisi Z.M., yıllarca başarıları ispatlandığı halde bir türlü markayı temsil konumuna, bir üst pozisyona getirilemiyordu. Z.M. ‘kadın’ gibi giyinmediği, daha maskülen bir giyim tarzı olduğu için hak ettiği terfiyi alamadığına inanıyor. Z.M. haksızlığa uğradığı düşüncesiyle işi bıraktı.

Genç görünmek erkekler için dezavantaj
Erkekler ise genç gösteriyorlarsa terfilerde ayrımcılığa uğrayabiliyorlar. Bir banka şubesinde görevli olan 35 yaşındaki A.S., şube müdürü olmak istiyor ama en büyük engeli genç göstermesi ve modern tarzdaki giyimi. Sahip olduğu genç ve dinamik görüntü, finans sektörü için dezavantaj. Çünkü para yönetiminde ağırbaşlılık ve deneyim güven veriyor.

Son 10 yılda pek çok profesyonelle çalışan imaj ve iletişim danışmanı Suna Kabadayı, kadınların dış görüşünü nedeniyle daha çok eleştirildiğini söylüyor: “Kadınlar bazen çok genç bazen yaşlı gösterdikleri için ama benim tanık olduğum özellikle yönetici pozisyonunda, terfi süreçlerinde daha çok yaşlı gösterdiğinde eleştiriliyor. Genç gösterme ve aşırı frapan tercihler kariyer basamaklarının başında bir sıkıntı oluyor kadınlar için. Sonra bu değişiyor. Kadın yaşlı gösterdiğindeyse, saygı duyuluyor belki ama birlikte iş yapma konusunda isteksizlik oluşuyor. Erkeklerde ise tam tersi, fazla genç gösterdiğinde güven indeksi sarsılıyor.

Fit olmak fit görünmek bir başka önemli konu. Yine özellikle kadın sözkonusu olduğunda fazla kilo ile ilgili algı hassasiyet kazanıyor. Üst düzey yönetici beyler arasında kilo çok dikkat çekmezken hanımlar arasında işe alımda engel dahi olabiliyor. Bu kişilerin bana gelişinde karar verici bazen şirket yönetimi bazen de kendileri oldu. Benim odağımsa hep kişidir.”

Kilolular için iş kıyafeti yok
Burcu L., Türkiye’de iş hayatındaki kilolu insanların kıyafet bulmakta sıkıntı çektiğini söylüyor: “Türkiye’de kilolu giyim, yaşlı giyim, anne kıyafeti demek. Ben şanslıyım çünlü annem dikiyor kıyafetlerimi ama bu da benim marka taşımamam haline geliyor. Patronlar şöyle düşünülüyor satır arasında, ‘Bu kadar iyi giyinilebiliyorsa demek ki iyi kazanıyor. İyi kazanıyorsa daha iyi şirketlerde daha iyi fırsatlar sunulmuş ona, demek ki kendisi de markalı bir üründür. O zaman biz bu markalı ürünü alalım. Patronlar zamana zaman marka olmuş ürünü almak istiyor, fonksiyondan ziyade’”

Dış görünüş nedeniyle ayrımcılık mobbing’e girer
Dış görünüşü, kılığı-kıyafeti veya kilosu sebebiyle ayrımcılığa uğrarayan kişiler hukuki açıdan haklarını nasıl ararlar, İş Kanunu bu konuda ne söylüyor? İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Uzmanı ve Bilirkişisi Av. Cüneyt Alihan Danar, sorumuzu şöyle yanıtlıyor: “İş kanunu’nun 5. maddesine göre, ‘İş ilişkisinde dil, ırk, cinsiyet, siyasal düşünce, felsefî inanç, din ve mezhep ve benzeri sebeplere dayalı ayırım yapılamaz.’ Buradaki benzeri sebepler arasına dış görünümün girdiği doktrinde kabul edilmektedir. Buna göre, mesela kişinin dış görünümüyle ya da giyim tarzıyla alay edilmesi, yalnızlaştırılması mobbingtir. Mobbinge uğrayan işçi bunu nasıl ispatlayabilir sorusuna gelince; işverenle olan yazışmalar (elektronik postalar), tanıklar en önemli delillerdir.

Ayrıca İş Kanunu’nun 5. maddesine göre, ‘İşçi bir ihlalin varlığı ihtimalini güçlü bir biçimde gösteren bir durumu ortaya koyduğunda, işveren böyle bir ihlalin mevcut olmadığını ispat etmekle yükümlü olur.’ Yani, ayrımcılığa uğrayan işçi, bu ayrımcılığın varlığı ihtimalini güçlü şekilde hakime hissettirirse o zaman ispat yükü yer değiştirir ve işveren mobbingin olmadığını ispatlamak zorundadır.”

Şişmanlık gerekçesiyle işten atılan kadın manevi tazminat davasını kazandı
Türkiye’de şişman olduğu gerekçesiyle işten atılan ve dava açmaya karar veren ilk ve belki de tek davanın avukatı Binnur Kortun Ertek, 7 Aralık 2010’da Ayşe Arman’a verdiği röportajda, müvekkilinin başından geçenleri şöyle anlatıyordu: “1999’da, her halinden üzgün olduğu belli, kilolu bir genç kadın büromuza geldi. Fazla kilolu olduğu için onurunu rencide ediyorlarmış. Söz konusu kadın, Discovery Channel’da redaktör olarak çalışıyordu. Çalışma ortamı açık ofismiş. İşe başladıktan kısa bir süre sonra, patronu Ali Karacan, akşamüstleri yaptığı teftişlerde, ona rahatsız edecek şekilde bakmaya başlıyor. Daha sonra da bölüm müdürü, genç kadının yanına geliyor, “Bundan sonra işleri evden yap!” diyor. Müvekkilim bir iki gün kadar evden çalışıyor. Ne var ki dublaj anında aksaklıklar oluyor, orada bulunması gerekiyor, bu defa da “Hadi işe geri gel” diyorlar. Geliyor. İşyerinde çalışma yerini değiştirmişler, merdiven altında, fare deliği gibi bir odacık yapmışlar. Sonra asıl gerekçenin Ali Karacan’dan kaynaklandığı anlaşılıyor. Neymiş? Şişmanmış. Genel görüntüyü bozuyormuş. Rahatsız ediyormuş! Başta sır gibi saklanan asıl gerekçeyi öğrendiğinde, müvekkilimin o işyerinde çalışması imkânsızlaşıyor”

Herkes o kadar cesur olamıyor
1999’da açılan dava 2001 yılında manevi tazminat ödenmesi kararı ile sonuçlandı. Ancak mahkemenin karar verdiği manevi tazminat tutarının tahsilatı için gerçekten ciddi uğraş verdiklerini söyleyen Avukat Binnur Kortun Ertek, “Bildiğim kadarı ile bahsi geçen dava, bu alandaki Türkiye’deki ilk davaydı ve daha sonra herhangi bir dava açıldığını da duymadım. Ayrımcılık nedeniyle iş akdi feshedilen kişiler mevcut ancak herkes benim müvekkilim gibi cesaret göstererek dava açmaya karar vermiyor” diyor.
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 4 Nisan 2015

Reklamlar