Mayıs, 2015 için arşiv

29352108
Son aylarda ‘outplacement’ yani işten çıkarılan kişiye sunulan ‘yeni kariyere geçiş hizmetleri’nde ciddi bir patlama yaşanıyor. Şirketler küçülme ve satınalma/birleşmeler sebebiyle yoğun olarak personel çıkarıyorlar. Bu durum eylül-ekim ayında işsizliğin daha da artacağı ve şirketlerin şimdiden hazırlık yaptıkları şeklinde yorumlanıyor.

Son 6 ayda başta uluslararası şirketler olmak üzere, pek çok şirket outplacement hizmetleri veren insan kaynakları şirketlerinin kapısını çalmaya başladı. Nedeni işten çıkardıkları kişilere kariyer desteği sağlamak. Şirketlerin 2015 itibariyle yoğun olarak outplacement almaya başlaması “hazırlık” olarak yorumlanıyor.

1996 yılından bu yana Türkiye’de 20 bin çalışana outplacement (yeni kariyere geçiş) hizmeti veren E&E Group/Lee Hecht Harrison, DBM Turkey Yönetici Ortağı Kıvanç Ersöz, bu dönemi 2001 ve 2008 yıllarına benzeterek, 2015 eylül-ekim aylarında daha yoğun işten çıkarmalar olacağını, 2016’nın zor geçeceğini söylüyor: “Kötü bir işsizlik var. Yokmuş gibi davranılıyor ama ciddi bir işsizlik var. Mevcut rakamlardan çok daha fazla. Konuştuğumuz tüm şirketlerde 2015’in sonlarına doğru bulutlu, fırtınalı bir hava bekleniyor. 2016’nın zor geçeceği gözüküyor. Şirketler son 6 aydır sanki hazırlanıyormuş gibiler. 2014’te de bize gelen talep fazlaydı. Bazı şirketler daha önceden önlemlerini almaya başladılar. 2014’te 50 kadar şirketle çalışmışız, 2015’te de bu civarda olacaktır. Şimdiden 25 şirket oldu. Son 6 ayda 3.000 kişiye hizmet verdik. Tabii bize gelenler çok küçük bir kesim.”

1 ayda 15-20 firma aradı
Uluslararı şirketlerin merkezileşme, yani birçok ülkedeki ofisini kapayıp tek bir ülkede topladıkları için, Türk şirketlerinin ise küçülme nedeniyle işten çıkarma yaptıklarını söyleyen Hill Türkiye Ülke Müdürü Hazar Candan Wilson, bir ayda 15-20 firmadan outplacement hizmeti için arandığını söylüyor. Bu şirketler arasında toplu çıkarma yapanlar da var, reorganize olan, farklı departmanları birleştiren, merkezileşenler de var, ve çoğu yabancı şirket.

Outplacement hizmeti veren başka bir firma da geçen yıl bu hizmeti hiç vermezken bu yıl 10-15 kurum kapılarını çalmış.

Outplacement’a olan talep artışı, işsizliğin de arttığını gösteriyor. Ki outplacement hizmeti alan şirketler genelde çok büyük şirketler. Orta ve küçük şirketlerde neler oluyor bilinmiyor.

Şirketler işten çıkardıkları kişilere hem destek olmak için, hem bir nevi sosyal sorumluluk olarak gördükleri için outplacement imkanı veriyorlar. İşten ayrılmış bir kişi genelde 6-8 ayda iş bulabiliyor. Fakat önümüzdeki dönemde işsizlik artacağı ve mevcut iş sayısında azalma olacağı için bu sürenin daha da uzayacağı tahmin ediliyor.

En büyük iki neden: Küçülme ve satınalma
İşten çıkarmaların artmış olmasının diğer bir sebebi de şirket birleşmeleri ve satınalamalar. Son 10 yılda çoğalan şirket birleşmeleri ve satınalmaları sebebiyle de işten çıkarmalar yaşandı. En çok işten çıkarma yaşayan sektörlerden biri ilaç sektörü. İlaç sektöründe yaşanan mevzuat değişiklikleri işten çıkarmaları arttırıyor. Aynı şekilde yüksek teknoloji şirketleri, hızlı tüketim ve sanayide birleşme ve satınalamalar dolayısıyla işten çıkarmalar yaşanıyor. Kıvanç Ersöz, dünyanın ekonomik yapısının değişmesinin de şirketleri işten çıkarmaya zorladığını söylüyor: “Organizasyonlarını daha az maliyetli yapılar halinde yeniden kurguluyorlar. Bazı pozisyonlar ortadan kalkıyor, pozisyonların seviyesi değişiyor, birkaç ülkeyi birleştiriyor. Son yıllarda ortak kaynak kullanımı diye birşey var. Mesela muhasebe birimini 25 ülke için tek bir ülekede topluyorlar. Bir ülke belli bir konunun üssü oluyor ve diğer ülkelerdeki o fonksiyondaki kişilere veda ediliyor. Bu, şirketlerin hem gelişen ekonomik şartlarda hem de değişen şartlara uyumlanma çabasından kaynaklanıyor. İnsanlık olarak yeni işler yaratmamız lazım. Teknolojinin önünde durmak mümükün değil, doğru da değil. Bir taraftan bazı işleri yok ederken bir taraftan da yeni işler oluşturmak lazım. Eğitim sisteminin gelişen ekonomik ve teknolojik şartlara göre tasarlanması gerekiyor.”

Maliyet azaltma deyince akla ilk gelen adam çıkarma
Şirketlerin ‘az insanla daha çok iş yapalım’ mantığıyla işten çıkarmalar yaptıklarını söyleyen Wilson, “Maliyet azaltalım deyince direkt insan çıkarma geliyor şirketlerin aklına. İnsanları çıkardığınızda ekonomiye zarar veriyorsunuz. Yurtdışında çok iyi uygulamalar görüyoruz. Örneğin ABD’de bir şirket zor bir dönemde küçülmeye/üretimi azaltmaya karar veriyor ve yüzde 30 oranında personel maliyetlerini düşürme kararı alıyor. Ancak bunu personelin yüzde 30’unu işten çıkartarak değil de, herkese yıl boyunca ücretsiz izin kullandırtarak yapıyor, aynı oranda tasarruf sağlıyor. Başka bir uygulamada herkesin maaşı belli bir yüzdede azaltılıyor. Bu yurtdışında çok sık kullanılan ve aidiyeti de artıran bir yöntem. Ama Türkiye’de uygulanmıyor.” Türkiye’de şirketlerde biraz da kabul edilmiş çaresizlik olduğunu söyleyen Wilson, üretimi arttırmak veya ürün çıkarmak yerine hemen ‘kriz var, adam çıkaracağız’ diye bakıldığını söylüyor. Ve şu anda yeni pozisyon yaratan şirket olmadığını ekliyor.

Yönetici temininde de azalma var
Diğer yandan şirketlerde yönetici temininde de bir azalma görülüyor. Pek çok firma frene basalım, yavaşlayalım mantığıyla projelerini durdurmuş, ileri bir tarihe atmış durumda, pek çoğu ‘önümüzü görelim, rahatlayalım’ diyor. Bu durumda yeni kişiler de almıyorlar. Hatta ayrılan üst düzey yöneticilerin yerine başkalarını da almıyorlar maliyeti düşürmek için.

Herkes ‘bir gün işsiz kalırsam ne yaparım’ diye düşünmeli
2015 Eylül-Ekim’inde işsizliğin daha çok artacağını dolayısıyla yeni bir iş bulmanın daha zorlaşacağını söyleyen Kıvanç Ersöz, “Herkes bir gün işsiz kalırsam ne yaparım diye düşünmeli, illa ekonomik kriz diye düşünmeyin bu bir doğal afet de olabilir” diyor. Ersöz peki ne yapalım sorusuna şöyle cevap veriyor:

– Herkes neyi iyi yapabiliyorum, neden hoşlanıyorum, hangi sektörler benim için uygun diye bakmalı. Şimdi birçoğunuz ‘işi bulduk da…’ diyebilirsiniz ama iş bu şekilde aranırsa bulunur.
– Bu özelliklerinizle örtüşen bir CV yazın, şirketlere, İK gazetelerine, İK portallarına başvurun.
– Mülakat provası yapın, evde de yapabilirsiniz. Mülakatta şirketler ilgili bir soru geldiğinden ‘bilmiyorum’ demek artık ‘bakmadım, ilgilenmedim’ anlamına geliyor.
– Networking yapın. Eğer depresif olursanız eve kapanıyorsunuz, size yüzde 80 işi getirecek kesimden uzaklaşıyorsunuz. Çünkü araştırmalar işin referansla bulunduğunu söylüyor. O nedenle yapılabilecek en büyük hata eve kapanmak. Geçimişi bırakın, kendinize güvenin, insanların içine çıkıp insanlara neler yapabildiğinizi kısaca anlatın, bu apartmanda komşunuz da olabilir, bir iş arkadaşınız da.

Outplacement nedir?
Outplacement hizmeti sunan firmalar farklı programlar uyguluyor. Müşterinin talebine göre 1 günlük programlar da var 1 yıllık programlar da. Ücretler ise bir çalışan için ortalama 3.000 dolar ile 5.000 dolar arasında değişiyor. Şirketlerin bu hizmeti işten çıkardığı kişilere talep etmesindeki amaç, işten çıkardıkları kişilere destek olmak, kalanlara olumlu mesaj vermek ve işveren markasına yatırım yapmak. Yurtdışında sıklıkla uygulanıyor fakat Türk şirketlerinde çok çok az.

Şimdiye kadar 260 şirketle çalışan E&E’nin müşterilerinin 250’si yabancı şirketler. Türk şirketleri için outplacement hâlâ yeni bir kavram. Türk işveren işten çıkardığı kişiye yasal haklarını ve belki 3-4 ay idare etmesi için ekstra maaşı zar zor verirken bir de outplacement için ek maliyet yapmak istemiyor.

İşten çıkarılan kişilere sağlanan outplacement kapsamında genel olarak şu hizmetler veriyor:
– Öncelikle kişilere durumu kabullenme ve duygularla baş etme öğretiliyor. Bu süreçte işten çıkarılan kişide özgüven eksikliği oluyor. Kendini, şirketini suçluyor, geçmişle oyalanıyor, ‘niye ben’, ‘neden benim başıma geldi’ diye düşünüyorlar ve mağdur psikolojisine giriyor. Bu da iş arama sürecini çok olumsuz etkiliyor. Kendi durumuyla baş edemeyen bir insan iş arayamıyor.

Outplacement’ta geçmişten sıyrılıp, geleceğe bakmak öğretiliyor.
– Kişilerin iyi yaptıkları ve yapmak istedikleri işlerin farkına varmaları sağlanıyor. Bu aşamada kişilik özellikleri de analiz ediliyor.
– Sonrasında CV hazırlama ve CV dağıtma süreci başlıyor.
– Mülakat demoları yapılıyor, mülakatta kendilerine gelebilecek sorular ve nasıl cevaplandırabilecekleri anlatılıyor.
– Nasıl iş arayacağı, bunu çevresiyle nasıl paylaşacağı anlatılıyor.
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 17 Mayıs 2015

Reklamlar

İşe dönüş

Yayınlandı: Mayıs 10, 2015 / Yazılar

29222207

Pek çok kadın, başta yeni anneler, kariyerlerine bir süre ara verip geri dönmek istediklerinde, işveren tarafından geri çevriliyorlar. Bir yıl bile ara verseler ‘iş hayatından uzak kalmış’ gerekçesiyle eleniyorlar. Son derece kalifiye, iyi eğitimli, deneyimli ve aranan yetkinlikleri fazlasıyla taşıyan adaylar olsalar bile… Bu ‘yetenek problemi’ni gören kadınlar tarafından kurulan YenidenBiz Derneği, işe yeniden başlamak isteyen kadınlara destek oluyor. Dernek, 6 ayda 30 kadını işe yerleştirdi.

Türkiye İstatistik Kurumunu’nun 2013 yılı verilerine göre, ilk işe atıldıkları yıllarda (20-25 yaşlarında) kadınlar işgücünün yüzde 37’sini temsil ederken, ileriki yıllarda (25-29 yaşlarında) bu oran yüzde 29’a düşüyor.

Pek çok kadın bir dönem iş hayatına ara vermek istiyor veya zorunda kalıyor. Kadınların iş hayatına ara vermesinin en büyük sebebi çocuk sahibi olmak. ‘Bir iki yıl çocuğuma bakarım, daha sonra işime dönerim’ diyen kadınların çok büyük bir kısmı ne yazık ki bir daha hiç iş hayatına dönemiyor. İşveren, iş hayatına ara vermiş bir kadını, hatta bir yıl bile ara vermiş bir kadını, işe almak istemiyor. Çok iyi okullardan mezun, çok iyi şirketlerde çalışmış ve deneyim edinmiş bu kadınlar, ‘iş hayatından uzak’ kaldıkları gerekçesiyle işveren tarafından tercih edilmiyor. Bu nedenle pek çok kalifiye kadın, özgüven eksikliği yaşamaya başlıyor. Buna umutsuzluk, yalnızlık kimi zaman depresyon da eşlik ediyor.

1 yıl bile ara verseniz şirketler anında eliyor
Yeniden işbaşı yapmak isteyen kadınlara destek olmak için kurulan YenidenBiz Derneği’nin kurucularından aynı zamanda üst düzey yönetici seçme şirketi Egon Zehnder’in danışmanlarından olan Ayşe Güçlü Onur, derneğin kuruluş hikayesini şöyle anlatıyor: “Egon Zehnder’de çok iyi okullardan mezun olmuş, çok iyi şirketlerde 10-15 yıl deneyim edinmiş, çok iyi yerlere gelmiş süper kadınlarla tanıştım. Bu kadınların ortak özelliği iş hayatına ara vermiş olmalarıydı. Bir şekilde beni bulmaya başladılar çünkü Egon Zehnder’de kadınların iş hayatına girmesiyle ilgili projelerimiz var. Ama onlar için bir şey yapamadığımı fark ettim. Bir sene bile ara verseniz işe dönmek çok zor oluyor. Şirketler, kriterlerine birebir uysa bile iş hayatına ara vermiş kadınları hemen eliyorlar. Bunu o kadar çok gördüm ki YenidenBiz de böyle çıktı zaten.”

YenidenBiz, Ayşe Güçlü Onur, Endeavor Türkiye Genel Sekreteri Didem Altop, uzun yıllar bankacılık ve finans alanında çalışan Esra Akın, Turkish Women’s International Network Kurucusu Melek Pulatkonak ve Vehbi Koç Vakfı Arter İdari ve Mali İşler Direktörü Göknil Bigan tarafından kuruldu. 2014 Aralık ayında dernek oldu.

6 ayda 30 kişiyi işe yerleştirdiler
55 kişilik gönüllü ağı olan YenidenBiz’in veri tabanında 200 CV var. Son 6 ayda iş hayatına ara vermiş 30 kadını işe yerleştirmişler. 10 yıl deneyimli yani 30 yaş üstü iş hayatına ara vermiş kadınları şirketlerle tanıştırıp iş bulmalarına yardımcı oluyorlar. Derneğin İK çalışma grubu, aday havuzunu oluşturan adaylarla birebir mülakat yapıyor, rapor yazıyor, talep geldiğinde şirketlerle eşleştirme yapıyor, gerekirse mentorluk, koçluk öneriyor. Bu aşamda ICF’ten destek alıyorlar. Aday geliştirme grubunda ise adaya CV yazma, mülakat, networking eğitimleri veriliyor. Uzaktan eğitim konusunda da Enocta’dan destek alıyorlar.

KOBİ’ler STK’lar da iş fırsatları sunuyor
Şirketlerin, özellikle de kadın kotası olan uluslararası şirketlerin zaman zaman kadın çalışan bulmak için kapılarını çaldığını söyleyen Ayşe Güçlü Onur, yeni kurulan girişimlerin, KOBİ’lerin, STK’ların da bu kalifiye işgücünü aralarına katabileceklerini söylüyor. Çünkü iş hayatına ara vermiş pek çok kadın daha düşük ücretlere geri dönüyor. Onur, “Bizim havuzumuzdaki kadınlar son kazandıkları ücreti aramıyorlar, daha düşüğüne dönebiliyor. Bu iyi birşey diye söylemiyorum ama STK’lar düşük ücretlere kadınları işe alabiliyor. Bu bağlamda Endeavor’ın da bize çok katkısı oluyor. Onlar da yeni ve büyümekte olan şirketler, bizim havuzumuzdan kişileri alabiliyorlar.”

Kimsenin kapınızı çalmasını beklemeyin
– Kendinize güvenin, onca yıllık tecrübeniz olduğunu unutmayın.
– Kendinize güncel tutun, birşeyler yapın, bu STK’da çalışmak, arkadaşının işine yardım etmek, haberleri takip etmek, çocuğunuzun okulunda birşeyler yapmak olabilir.
– Çok iyi bir CV ve LinkedIn profili hazırlayın.
– Network yapın, örneğin ‘ben bugün iş hayatından bir kişiyle öğle yemeği yiyeceğim, telefonda konuşacağım’ deyin. Ayşe Güçlü Onur, “İnsanların önünde olmanız lazım. Kimse gelip sizin kapınızı çalmayacak. Hele çalışmıyorsanız hiç kimse gelmeyecek. Sizin kendinize güvenmeniz, kendinizi anlatmanız lazım. İnsanların önüne çıkıp kendinizi doğru anlatıyor olmalısınız” diyor.

Returnship başlıyor
YenidenBiz’in projelerinden biri de kariyer ortası staj diye de adlandırılan ‘returnship’ programı. ABD’de büyük yatırım bankaları tarafından uygulanan bu program ile şirketler iş hayatına ara vermiş 10 kadını stajyer gibi alıp 6 ay farklı farklı rollerde çalıştırıyorlar, hem dönmesel ihtiyaçlarını karşılıyorlar hem de sonunda bu kadınlardan bazılarını tam zamanlı işe alıyorlar. YenidenBiz, ‘returnship’ uygulamasını Türkiye’de bir şirkette başlatmak üzere.

‘1 ay sonra dönerim’ dedi…
Arthur Andersen, Accenture, Turkcell, KPMG gibi şirketlerde hep çok yoğun tempoda çalışmış olan Eylem Yalın, 38 yaşında hamile kaldı. Doğuma giderken ofisteki arkadaşlarına “1 ay sonra buradayım” diyerek veda etti. Ama düşündüğü gibi olmadı. Küçük kızı Mina’yı kimselere emanet edemedi, tüm izinlerini kullandı, ücretsiz izin aldı. 1 yılın sonunda ağlayarak işi bıraktı. İstisnasız her gün ağladığını, ruhsal dengesinin tamamen bozulduğunu söyleyen Yalın, “Sanki dibe vurduğumu hissettim ve kendimden korktum. Mina’ya bu şekilde zarar vermekten korktum. Sağlıklı bir annesi olmazsa o da sağlıklı olamazdı. Bir şey üretmiyor olmak beni yiyip bitiriyordu” diyor. O dönemde yarı zamanlı eğitimler vermeye ve YenidenBiz’de gönülü olarak çalışmaya başladı. 6 aydır haftada 3 gün Hay Group’ta çalışan Yalın, “Çok severek gidiyorum işe, sanırım hayatımın en mutlu dönemi. Yakında tam zamanlı tempoya geçebilirim. Enerjim, motivasyonum yerinde” diyor.

Annenin üretken olması tüm aile halkına faydalı
Pfizer’de çalışan Elda Sevevi, iş hayatına 2008’de ara verdi. Çocukları okul çağına gelene kadar onları büyütmek istedi. Ama iş hayatından da tamamen kopmadı. 1 yıla yakın yarı zamanlı çalıştı, ardından üniversite arkadaşı ile bir şirket kurdu, sosyal sorumluluk projelerinde yer aldı. 5 yılın ardında da tekrar tam zamanlı olarak Pfizer’e geri döndü. Şu anda Pfizer Türkiye Pazarlama Müdürü olarak görev yapıyor. Sevevi, “Çocuklar okula başladıktan sonra, annenin üretken olmasının tüm aile halkına faydalı olduğuna inanıyor” diyor.

Üçüncü sektörde iş ararken YenidenBiz’i kurdular
Göknil Bigan, 2011 yılında Koç Üniversitesi’nde Mali İşler Direktörü pozisyonundayken ara vermeye karar verdi. Oğlu 4 yaşındayken kızına hamile kaldığında istifa eden Bigan, “İlk yıllarında daha fazla yanlarında olmak istedim. Çalışırken fırsat bulamadığım ve özlemini çektiğim derecede çocuklarımla zaman geçirdim” diyor.

Kendisine maksimum 2 sene ara süresi veren Bigan, arayış döneminde hep aklında olan üçüncü sektörde çalışmak konusunda kesin kararını verdi. Bu süreçte hangi kurumda ne yapabilirim diye görüşmelere başlayan Bigan, bu görüşmelerden birinde önce Ayşe Güçlü Onur, sonra Didem Altop ve Melek Pulatkonak ile tanışıp, birlikte YenidenBiz’i kurdular. Bigan, 2015 Ocak ayında Vehbi Koç Vakfı Arter’de tam zamanlı olarak çalışmaya başladı.

10 yıl sonra kurumsal hayata geri döndü
Daha önce Nokta Dergi Grubu, Star TV, Doğan Online, PRNET’te çalışan İzlem Öngel Gürer, anne olmaya karar verdiğinde bir takım sağlık sorunlarıyla karşılaştı, bu nedenle kurumsal hayata ara verip eşinin prodüksiyon şirketinde esnek zamanlı olarak çalışmaya başladı. Oğlu 2.5 yaşına geldiğinde 10 yıl ara verdiği kurumsal hayata geri dönmeye karar verdi. Ama iş bulma sürecinde sıkıntı yaşadı. Gürer, “Bir takım kalıplaşmış bakış açısı ve yaklaşımların, bilgi ve deneyimlerimin önüne geçmesi kimi zaman geleceğe dair umutlarımı yitirmeme neden oldu. Ancak YenidenBiz’e katılmak ve benimle benzer durumda olan kadınlarla tanışmak beni motive etti” diyor. Gürer, şu anda Yıldız Holding’de sözleşmeli İç İletişim Müdürü olarak çalışıyor.
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 10 Mayıs 2015

Yeni mezunlara tavsiyeler

Yayınlandı: Mayıs 3, 2015 / Yazılar

29107779
Üniversitelerin dördüncü sınıflarında okuyan binlerce aday, haziran ayında mezun olup zorlu iş bulma maratonuna başlayacak. Hatta bir kısmı şimdiden CV göndermeye, mülakatlara katılmaya başladı bile. İK uzmanlarından, işe nereden başlayacağını bilmeyen yeni mezunlara tavsiyelerde bulunmalarını istedik.

Üniversitenin bitmesine yaklaşık 1 ay kaldı. Son sınıf öğrencilerini iş bulma telaşı sardı. Okul bittikten sonra ne yapacağım, iş bulabilecek miyim… soruları kafaları meşgul etmeye başladı. Yeni mezunlara bu zorlu iş bulma yarışında bir adım öne geçmeleri için bir rehber hazırladık. Öncelikle eğer Hürriyet İK’yı okuyup 4 yıl boyunca sadece ders çalışmakla kalmayıp, her yaz farklı şirketlerde ve pozisyonlarda staj yaptıysanız çok şanslısınız. En zor kısmı geçtiniz, ne yapmak istediğinizi, nerede, hangi pozisyonda çalışmak istediğinizi, hangi işlerin size uygun olduğunu biliyorsunuz. Şirketlerin gözünde de bir kaç adım öndesiniz. Yine eğer üniversitelerde sosyal sorumluluk projelerinde veya kulüplerde aktif görevler aldıysanız bu da sizin için büyük bir avantaj. Bunların hiç birini yapmadıysanız hazırlayacağınız CV ve gireceğiniz mülakatlarda fark yaratmaya mecbursunuz.

2-8 hafta sürüyor
Haziran ayında okul bitince binlerce aday aynı tarihlerde iş başvurusunda bulunuyor. İşe alınma sürecinin 2 ila 8 hafta arası sürdüğü düşünülürse mezun olmaya bir ay kala, yani bugünlerde ilgilendiğiniz firmaların iş ilanlarını yoklayabilir, ilgilendiğiniz pozisyonlara başvurunuzu yapabilirsiniz. Yenibiris.com Yönetim Kurulu Üyesi Kâmil Özörnek, Addecco Türkiye İK Direktörü Akgül Can Beyhan, Manpower Türkiye Genel Müdürü Reha Hatipoğlu, HRM Projeler Yöneticisi Elif Ejdar Özel, HumanGroup Genel Müdürü Gaye Özcan’dan adaylara tavsiyelerde bulunmanlarını istedik. İşte İK profesyonellerinden yeni mezunlara iş bulma tavsiyeleri:

İşe nereden başlamalı?
– Türkiye’de kültürel yapı ve iş hayatındaki dinamikler görev ve sektörler arası değişiklik ve geçişlere çok olanak sağlamadığından başlangıç noktanız çok önemli. Bu sebeple en önemli kriteriniz yapmak istediklerinizle yeteneklerinizin örtüşüp örtüşmediği. Daha önce de dediğimiz gibi öğrenciyken staj yaptıysanız ve üniversitede çeşitli projelerde yer aldıysaynız şanslınız, ne istediğini ve neyi yapabileceğinizi biliyorsunuz. Seçim yaparken bunları göz önünde bulundurun.
– Eğer hiçbir deneyiminiz yoksa ve ne yapacağınızı bilmiyorsanız, gözünüze kestirdiğiniz alanlarda çalışan kişileri bulup onlarla konuşabilirsiniz.
– Sektörde gelişen firmaları takip edin, araştırın. Haziran ayında en fazla yeni mezun alımı yapan sektörler, bankalar, GSM, hızlı tüketim, denetim firmaları. Bu alanları hedefleyen yeni mezunlar, açılacak sınavları kaçırmamalı.
– İK gazeteleri, kariyer portalları, şirketlerin web siteleri ve İK danışmanlık firmalarına şimdiden CV gönderin. Bol bol başvuru yapın. Ama gerçekten istediğiniz işlere başvurun.
– Mutlaka LinkedIn’de bir profil oluşturun.
– Sosyal ağlarda profili bulunan kişilerin paylaştıkları içerikler ve çevreleri konusunda dikkatli davranmaları gerekiyor.
– Gençlerin çoğu holdinglerde ve çok uluslu şirketlerde çalışmak istiyor. Bu şirketlere binlerce kişi başvuru yapıyor. Ancak bunların dışında kalan, örneğin küçük ölçekli işletmelerde de birçok iş fırsatı olduğunu unutmayın.

CV nasıl hazırlanır?
– CV, başvuru sürecinde adayların kurum temsilcisiyle ilk kez karşılaştıkları noktayı oluşturuyor. O yüzden CV’nin doğru hazırlanmış olması ve adayın özelliklerini tam olarak yansıtması çok önemli. CV hazırlarken yazım kurallarına, verilen bilgilerin güncel ve doğru olmasına dikkat edilmeli.
-Seçilen fotoğraftan e-posta adresine kadar ciddi bir görünüm sergilemeli.
– Özgeçmişinizi fazla uzun tutmayın. Sade ve anlaşılır bir şekilde, temel kişisel bilgilerin, varsa kurs, sertifika programı ve staj bilgilerinin yer aldığı, karışık olmayan, maksimum 2 sayfa olacak bir özgeçmiş hazırlamaları yapacağınız başvuruları inceleyen İK personellerinin daha rahat seçim yapmasına olanak sağlayacaktır.
– Staj, iş deneyimi ve eğitimleri sıralarken ters kronolojik sıra ile yazın.
– Bildiğiniz yabancı dilleri dereceleri ile yazın.
– Klasik özgeçmişin yanı sıra özellikle pazarlama ve reklam alanlarını düşünen yeni mezunlar daha yenilikçi ve dinamik olan infografik formatta da özgeçmiş hazırlayabilirler.
– Ayrıca sosyal medyada aktif hesapları, blog adresleri vb varsa bunları da belirtmeleri faydalı olabilir.
– Her zaman için bir ön yazıyla hedeflerini ve neden bu işe başvurduklarını, bu iş için duydukları istekliliği ifade etmeleri de başvurularında fark yaratmalarını sağlayacaktır.
– Bunun dışında, referansların seçilmesi, iş arama başarısının önemli bir parçasıdır. Adayı iyi tanıyan ve mesleki ve kişisel özellikleri hakkında bilgi sahibi olan kişiler seçilmelidir.

Mülakat önerileri
– Mülakata zamanında katılın, gecikme var ise ya da katılamayacaksanız mülakat zamanından önce gerekçesiyle haber verin.
– Mülakata firmanın ve pozisyonun gerektirdiği özende ama mümkün olduğunca sade, temiz, şık bir şekilde katılın.
– Göz teması kurun, kendinize güvenmeniz ve kendinizi net bir şekilde ifade etmeniz çok önemli.
– İletişim becerileri, iş ilanlarının hemen hepsinde aranan ortak kriter. Mülakatı yapan kişi ile iyi iletişim kurmak adayı bir adım öne geçirir.
– Türkçeyi özenli kullanmak, informal kelime ve tamamlayıcılardan (yaa, filan, hani, şey, işte, vb.) kaçının.
– Mülakat adayın kendinizi pazarlama fırsatıdır, bu yüzden kibirli ve küstah bir üslup takınmadan güçlü yönlere ve öz niteliklere odaklanabilmek önemli.
– Yeni mezunların ne yapabileceklerini göstermeleri için neden o işi istediklerini, neden o şirkete başvurduklarını, alanlarında ilgili ne gibi çalışmalar yaptıkları veya o pozisyonla ilgili ne bildiklerini belirtmeleri çok önemli.
– Mülakat esnasında maaş odaklı değil iş odaklı olun. Maaş, unvan, yan faydalar vs. yerine, işin/kurumun adaya sunacağı gelişim fırsatlarına odaklanın.
– Mümkünse görüşmeyi gerçekleştirecek yöneticiler hakkında bilgi edinin.
– Sorulan soruları dikkatlice dinleyin, mümkün olduğunca tam karşılığı olacak yanıtları verin, gereksiz sözü uzatmayın.
– Pozisyonun beklentilerden farklı olduğu anlaşılsa bile olumlu tavır sergileyin, mülakata devam edin ve bittiğinde yeniden değerlendirme yapın.

Siz de İK’cıya soru sorun
– Şirketin gelecek hedefleri ve planlarını, görüştükleri pozisyonun bu plan içindeki rolünü, pozisyonun şirketin kariyer haritasındaki yerini, eğitim ve gelişim olanaklarını sorabilirsiniz.
– İlk görüşmede ücret, özel sigorta, izin uygulamaları, iş-giriş çıkış saatleri, hafta sonu çalışma olup olmadığı gibi soruları sormayın. Bu tip soruları kendilerine teklif yapıldığında sormaları daha uygun olacaktır.
– Mülakat sonrası süreçte ise örneğin 10 gün sonra, mülakat uzmanının sürecin neresinde olduğunu ve başka bir şey isteyip istemediklerini sormak için aramak önemli bir taktiktir. Sonuç ne olursa olsun proaktif adımlar, ağ kurma becerilerini ortaya koyar ve başka bir açık pozisyonla ilgili bilgi edinmeyi sağlayabilir.

Adayların en sık yaptığı hatalar
– Özgeçmişte yazım yanlışlıkları, eksik/hatalı iletişim bilgileri, uygun olmayan fotoğraflar, deneyim olarak sadece şirketin ve pozisyonun adının yazılması, yapılan işlere dair bilgi verilmemesi,
– Mülakata uygun giyinmemek,
– Mülakata zamanında gelmemek, sorulan soruyla ilgisi olmayan yanıtlar vermek, ilk görüşmede ücret, servis, yıllık izin sormak,
– Kendinden çok emin görünmeye çalışmak,
– Mülakat sürecine yönelik fazla hazırlık yapıp klişe mülakat cevaplarını ezberleyerek gelmek, (Mülakat sorularının dışında ön plana çıkarmak istediği konuları İK’cı sormadan anlatmak, mülakat sırasında kendini olduğundan farklı gösterip doğallığını kaybetmek.)
– Mülakat yaptığı firma ve başvuru yaptığı pozisyon hakkında hiçbir bilgisi olmamak en sık yapılan hatalar. (İK profesyonelleri mülakat esnasında başvuru yaptığı pozisyonu İK’cıya soran ve ‘müracaat etmiş miydim’ diyen gençler ile karşılaşabiliyorlar zaman zaman.)
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 3 Mayıs 2015