Hani 10 parmağında 10 marifet derler ya, işte AvivaSA Emeklilik ve Hayat CEO’su Meral Eredenk Kurdaş tam da bu deyime uygun. Hem başarılı bir iş kadını hem de yelkenden uçak kullanmaya pek çok hobiyi aynı anda götürebilen, bunun yanı sıra dikiş dikip, ustaca yemek yapabilen bir kadın. 2002 yılında Ak Emeklilik’e genel müdür olarak gelen ve 2007 yılında Aviva birleşmesinden sonra da görevine devam eden Kurdaş, yaptığı yönetsel hatalardan çıkardığı derslerle bugünlere gelmiş: “Şöyle bir felsefe geliştirdim, başıma kötü bir şey geliyorsa bu bana bir şey öğretmek içindir.”

Burcu ÖZÇELİK SÖZER
_EMR6849
Mavi ‘casual smart’ elbisesi, ince bir tutamı örülmüş saçları, son derece doğal, samimi konuşması, hali, tavrı, kılığı kıyafeti ile daha ilk bakışta farklı bir CEO portresi çiziyor Meral Eredenk Kurdaş. Egolarından arınmış, kendine güveni tam, başarısını ispatlamış bir üst düzey kadın yönetici o. Kendini ispatlamak için erkek gibi giyinmek zorunda hissetmeyen kadın gibi giyinen bir kadın yönetici. Yelkenden araba yarışına pek çok hobisi olan, bunların yanı sıra kendi evinin perdelerini kendi diken, annesinin gün arkadaşları için tel kadayıflı mantı yapan, işe motosikletiyle gidip gelen çok farklı, hayat dolu bir CEO profili karşımızda. 17 Şubat 1962’de Ankara’da doğan Meral Eredenk Kurdaş’a doğum tarihini sorduğumda ‘Kova burcuyum, yükselenim ise Koç’ diye cevaplıyor. Burçların karakterleri iyi yansıttığını düşünen Eredenk Kurdaş, “Kova deli, bağımsız, çılgın ve zeki bir burçtur. Zekayı söylemek bana düşmez ama bağımsızlık ve yenilikçilik özelliklerini ben de kendimde görüyorum” diyor.

Çocukken düz duvara tırmanırdım
Meral Kurdaş’ın ailesi aslen İstanbullu ama babası asker olduğu için Ankara’da buldukları bir dönemde dünyaya gelmiş, 3-4 yaşındayken tekrar İstanbul’a gelmişler. Ankara’da kaldıkları evin bahçeli bir ev olduğunu hatırlayan Kurdaş, “Bahçenin düz duvarlarına tırmandığımı ve babamın ‘diğer kız çocukları gibi evcilik oynasana’ dediğini hatırlıyorum. Erkek çocuklarıyla mahallede itişip kakışırdım. Ablam benden 10 yaş büyüktü. Tam ters karakterdi, ağırbaşlı, aklı başında, oturaklı…” Çocukluğundan aklında kalan bir diğer sahne de annesinin ev işlerini iki kardeşe bölüştürmesi.

Ortaokulu ve liseyi İstanbul Erkek Lisesi’nde okuyan Kurdaş, bu okulun kendisine Alman disiplini ve de işe analitik bakış açısı kattığını söylüyor: “Aslında çoklu disiplinleri bir arada götürmeyi öğrettiğini düşünüyorum. Okulda sadece ders yapılmazdı. Spora da vakit ayırılırdı, mesela İstanbulspor’un lisanslı basketbol oyuncusuydum, çok kısa süre oynadım ama okulun tiyatro kulübünde de bir müddet bulundum.”


Asla bankacı olamam diyordum

İstanbul Erkek Lisesi’nde okuduğu için stajını Almanya’da bir bankanın reklam bölümünde yaptı. Daha sonra Boğaziçi Üniversitesi’nde işletme okudu. Öğrencilik hayatı boyunca hiçbir kuvvet beni bankacı yapamaz, diyordu, sebebi ise bir bankada muhasebede siyah kollukları ile çalışan ablasıydı. O, insanlarla iletişim kurabileceği, bir şeyler satabileceği bir iş istiyordu, gezerek yapacağı bir iş hayal ediyordu. Fakat mezun olup, Interbank’ta çalışmaya başlamış birisi okulda Interbank’ın tanıtımını yapınca görüşleri değişti: “İlk defa Türkiye’de bir bankada satış bölümü kuruluyordu. Satışı geliştireceklerini söylüyorlardı, bir de parası iyiydi. Memur bir ailenin çocuğu olarak o da etken oldu bankacılığı seçmemde, ayrıca okul sırasında tanıştığım erkek arkadaşlarımla evlenmek istediğimiz için paraya da ihtiyaç vardı, tüm amaçlara hizmet eden işi, bankacılığı seçtim. Sonra da bankacılıktan emekli oldum.”

Zarardaki şubeleri kâra geçirdi
1986’da Interbank’a kredi analiz mali tahlil bölümüne yönetici adayı (MT) olarak girdi, 1.5 sene sonra da şube tarafına geçti ve 1995’e kadar hep de orada kaldı. İzmir’de, Bursa’da şube müdürü olarak çalıştı, zararda olan bu şubeleri alıp kâra geçirdi, hatta Bursa’yı ilk üçe soktu. 1994 krizden sonra genel müdürlükte yeni bir departman kurulması kararlaştırıldı. Kurumsal bankacılık yapan Interbank, bireysel bankacılığa geçiş kararı aldı. Kurdaş da bireysel bankacılığın kuruculuğunu yaparak bu departmanın başına geldi. 1 yıl sonra Garanti Yatırım’dan genel müdür yardımcılığı teklifi geldi. Orada yatırım bankacılığı ile tanıştı, satış, pazarlama ve private banking’den sorumlu genel müdür yardımcısı oldu. 3 yıl orada çalıştıktan sonra bankacılıkta işler zorlaşmaya başladı, sektör daralmaya, bankalar batmaya başladı. Bankacılık kariyeri daraldı ve zorlaştı.
Daha sonra çok şubeli bankacılık deneyimi lazım diyerek 1997’de Yapı Kredi’ye bölüm başkanı olarak geçti, kurumsal pazarlama departmanını kurdu. Burada çok şubeli bankacılığın yanı sıra bireysel bankacılığı, bankacılığın pazarlama departmanının kuruluşunu, müşteri yaklaşımını, kanal geliştirme yaklaşımını oturttu, bu sürede yabancı danışmanlarla çalıştı.

Sektörü kuranlardan biri
2002 yılında Ak Emeklilik’in genel müdürlüğüne gelen Kurdaş’ın kurduğu pazarlama departmanı bugün aynı yapıda AvivaSA’da da devam ediyor.
Ak Emeklilik ve Aviva 2007’de birleşip AvivaSA olunca şirketin genel müdürü oldu.
Ak Emeklilik 40 çalışanı olan ilk 10’da olmayan bir şirketken 3 senede birinciliğe oturdu. Aynı zamanda 2003 yılında bireysel emeklilik işi başladı. Kurdaş, “Bir anlamda sektörü de kuran kişilerdenim, sektörü kurup devam eden de tek kişiyim. Her şirket 3-4 genel müdür değiştirdi ben hâlâ direniyorum” diyor.
Bugün 1.580 çalışanı olan AvivaSA, fon büyüklüğünde sektör birincisi. Emeklilik Gözetim Merkezi’nin 31 Temmuz 2015 verilerine göre AvivaSA’nın fon tutarı 8 milyar 313 milyon TL. Katılımcı sayısı ise 794 bin kişi.

Yöneticilerimi ikna etmeyi öğrendim
En büyük başarınız nedir sizce?
Garanti Yatırım’da yaptığım bazı yönetsel hataların sonunda ‘neden sorunlar yaşadım’ diyerek o hatalarımdan kendime dersler çıkardım.
Neydi o yönetsel hatalar?
Yukarıyı, genel müdürü, yönetim kurulunu yönetmek önemli, kritik bir iş. Babam hep ‘ne iş yaparsan yap doğru bildiğin işi yap’ derdi, ben babamın dediğini yaptım ama burada bir eksik varmış. Askeri düzende ‘doğruyu yap, sana verilen işleri yap’tır mantık ama iş hayatında risk alman lazım. İnsanları ikna etmen lazım. O doğruları dümdüz söylediğinde ikna etmen her zaman çok kolay olmuyor. ‘Sen yanlış yapıyorsun aslında, benim düşündüğüm doğrusu’ dendiğinde bu her zaman genel müdür tarafından çok hoş karşılanmıyor, insanın doğasında var, kendi yaptıklarının eleştirilmesini tepkiyle karşılıyor. Bir insanın kendi yaptıklarının yanlış olması çok zorlu bir mücadele. Karşısındakinin fikrini kabul etmek büyük bir olgunluk ister. Onun yerine bunun farklı yöntemleri var, ikna yöntemleri var, aldığımız eğitimlerle öğrendim. Bir takım duvarlara toslayarak anladım ki iknayı gerçekleştirmek için uygun zemini hazırlayacaksın. Bazı şeyleri zımnen göstereceksin veya onun kendi fikriymiş gibi söyleyeceksin. Aksi takdirde çok zor olan kişiler var, ben onlardan çok şey öğrendim. Kendi egoları ve esnek olmayan yapılarıyla, o dönüşümü sağlamam konusunda beni çok iyi evrilttiler. Dümdüz ve sivri olan dilim törpülendi. İstediğim iş nasıl elde edeceğim konusundan eğitildim. Bunu görmemin şöyle bir faydası var: Şimdi koltuğun iki tarafında da oturan bir kişi olarak, benim de yönetmem gereken yönetim kurulu, yönetim kurulu başkanı var, iki ortaklı bir şirket üstelik burası, önce ikisinin her konuda ikna olması lazım. Biri dünya devi, biri Türkiye’nin devi, ikisi de egolu. Her iki tarafı ikna etmesi gereken kişi benim. Eğer ben o dayakları yememiş, kafamı gözümü patlatmamış olsaydım bu işi yapamazdım. Her zorluk insanı bir sonraki süreçte yükselmeye zorluyor aslında.
İş hayatında insanların böyle bakması lazım. Ben sonra şöyle bir felsefe geliştirdim, başıma kötü bir şey geliyorsa bu bana bir şey öğretmek için geldi. Bu bir sonraki adımda benim kullanabileceğim bir şey. Zorlukları daha kolay aşıyorsun.
Örnek aldığınız birisi var mı?
Yapı Kredi’de çalıştığım dönemdeki genel müdürüm Burhan Karaçam. Yaptıklarıyla, kararlarıyla, insanları motive etmesiyle, aldığı risklerle, vizyoner duruşuyla etkilendiğim birisi. Güler hanım (Sabancı) ve Suzan Hanım (Sabancı Dinçer) da kadın yönetici olarak örnek aldığım kişiler.
Bugün okusanız ne okurdunuz?
Bugün okusaydım tiyatro okumak isterdim.

Tepe yöneticileri alıp bir dağın tepesine bıraktım
İyi bir yöneticinin yapması gereken en önemli şey iyi bir ekip kurmak. Bu insanlarla bir harmoni içinde çalışabilmek. Değişik sektörlerden transferler yaptık. Farklı disiplinlerin bir arada olmasının sinerjisine inanıyorum.
Biz sektörde iki büyük rakibi birleştirdik. Son güne kadar gizli tuttuk. Bir yığın kitap okudum o ara, ilk yaptığım iş iki şirketin tepe yöneticilerini alıp bir dağın tepesinde bırakmaktı. Bolu dağlarında çadırla kamp yaptım. Elektrik yok, su yok, yatak yok, uyku tulumları vs, 8’er kişilik çadırlara sokuşturdum yöneticileri kaynaşsınlar diye. Kalan sağlar bizimdir, dedik. Orada kendi salını yapıp karşıya geçme, hastalanmış birini iplerle diğer dağa transfer etme, kendini iki metreden aşağı arkadaşının kucağına atma gibi aktiviteler vardı. O zaman ekibe güvendiğini gösteriyorsun.
Herkes eteğindeki taşları döküyor Daha yakın çalıştığımız yönetici ekibini de her sene ıssız bir yerde topluyoruz, kapanma, arınma seansları düzenliyoruz. Eteğimizdeki taşları döküyoruz, bir daire oluyoruz, her birimizi dairenin ortasına oturtuyoruz ve herkes ağzına geleni söylüyor. Bütün yıl biriktirdiklerini söylüyorlar. ‘O e-mail, beni sinir etti’, ‘sen benim çalışanıma şunu dedin’ bayağı kanlı bıçaklı bir seans. İlk başlarda kan ve gözyaşı vardır, isyan edenler oldu. Ama ilk defadan sonra çok faydasını gördük. Herkes içinde biriktirdiklerini döküyor. 5 yıldır yapıyoruz, bu sayede uyumlu çalışan ekipler olduk. Herkes cesaret edemez.

CEO Anketi
Kaçta uyanıyorsunuz?

Sabah 07.00-07.30’da uyanıyorum, güne köpeğimle koşarak başlıyorum. Sonra işe gelmek için hazırlanıyorum.
İşe motosikletle mi geliyorsunuz?
Evet, ara sıra.
İşten kaçta çıkıyorsunuz?
Eğer toplantım varsa karşı tarafta, akşam saatlerine almaya çalışıyorum, köprüyü tekrar geçmemek için. Akşam eve gidince mail’lerime bakarım, 00.00-02.00 arası maillerime cevap veririm. Uzun izinler yapamıyorum, en uzun 1 hafta yapıyorum, onları da bayramlara bağlıyorum. 120 gün iznim var.
Çok sık seyahat ediyor musunuz?
Zaman zaman artıyor, zaman zaman azalıyor. Nisan mayıs içinde toplam 4 gün evde yatmışım, aynı şekilde eşim de öyle, arada evde buluşuyoruz tesadüfen.
En son izlediğiniz film?
Stephen Hawking’in hayranıyım, adam gözünü oynatarak dünyadaki teorileri yerinden oynatıyor, onun hayatını anlatan The Theory of Everything’i izledim.
En son okuduğunuz kitap?
Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf’unu okudum. Kayınpederim Kemal Kurdaş’ın Hayatım Mücadele ile Geçti’sini okuyorum. Orhan Pamuk’un Kafamda Bir Tuhaflık kitabını okuyorum. Daha önce 2-3 kitabı aynı zamanda okuyamazdım şimdi okuyorum, zaman zaman karakterler karışsa da. Steve Jobs’un hayatını okuyorum, çok hayranım, yoktan var etme konusunda dersler çıkarmaya çalışıyorum.
Hobileriniz?
Uçak kullanmak, motosiklet, kayak, yelken, yoga. Klasik otomobil yarışlarına katılıyoruz, 2001-2005 Türkiye bayanlar birincisiyim. Seyahat etmeyi çok seviyorum.
En sevdiğiniz şehirler?
En sevdiğim ülke İtalya, çünkü tarih, yemek, içki kombinasyonu var.
Müzikle aranız nasıl?
CEO’lar sahnede gösterisinde 3 kere sahneye çıktım, ikisini canlı, birinde de Cici Kızları’ı playback’le söyledim, Vodafone Freezone 18. Liselerarası Müzik Yarışması’nda Yılın Müzisyen İş İnsanı Ödülü aldım.
Hobilerimle iş hayatı arasında bağ kuruyorum
Mesela yelkende, çok fırtınalı, iri dalgalı havada, eğer tekneyi dümdüz o dalganın üzerine sürersen çok hırpalanıyorsun, halbuki dalgayı üstten alıp dalganın üstünden kayarak gitmelisin, tekneye sörf yaptırır gibi.
Motosiklette bir kural vardır nereye bakarsan oraya gidersin. Ve genellikle de ilk eğitime başlayanlar viraj alırken virajın dışına bakıyor ve düşüyorlar.
Secret gibi kitaplarda ‘talep edin gelsin’ diyor ama onun tercümesi sen neyi hedeflersen ona ulaşırsın.

Bu şirketi birinci yapmak için geldi
Ben bu şirketi birinci yapacağım diye geldim. Annem bana hep okulda ‘ilk 3’te olacaksın’ derdi, her derste. Buraya geldiğimde sektörde birinci olmaya, yaptığım işte en iyisini yapmaya geldim. Daha önce hiç sigorta şirketinde çalışmamış, hiç genel müdürlük yapmamış, üstelik bir kadının bu göreve gelmesine eminim bıyık altından güldüler. Ama ben bu şirketi ilk 3 yılın sonundan birinciliğe oturacağımı söyledim. Hakikaten de üç yılın sonunda birinciliğe oturdu. Ne istediğini bilirsen, yaparsın.

Yeni mezunlara 3 tavsiye
1. Staj yapın
2. Tasarruf edin
3. Toplumsal konulara önem verin. Kendiniz çok yönlü yetiştirin.

Annesinin gününde mantı yapan CEO
Annesinden dikiş dikmeyi öğrenen Kurdaş, ilk aldıkları eve dantel perdeler örmüş. Örgü ve dikişin insan beynini çok rahatlattığını söylüyor: “Bunlar halen yapmak istediğim şeyler ama şimdi bunların yerine başka hobiler geliştirdim. Yemek yapmaya zaman ayırmaya çalışıyorum. Çok seviyorum. Onun da çok kafa dinlendirdiğini düşünüyorum. Evde hiç TV izlemiyorum. Belgeseller dışında iki tane yemek kanalı var takip ettiğim, oralardan gördüklerimi yapıyorum sonra arkadaşlara test ettiriyorum. En son tel kadayıflı mantı yaptım. Yuvarlak kıyma toplarını tel kadayıfla örtüp, fırına veriyorsunuz, çıtır çıtır oluyor, üzerine sarımsaklı yoğurt. Acı biberli domatesli tereyağlı sos yapıyorsunuz. Geçen annemin gününde yapıp götürdüm.”
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 23 Ağustos 2015

Reklamlar