Yıldız Holding Gıda-Ülker Grubu Başkanı ve Ülker CEO’su Mehmet Tütüncü, çalışma hayatına devlete ait bir yatılı okulda satın alma memuru olarak başladı, haftasonları da taksicilik yaptı. Ardından Savunma Bakanlığı’nda çalışmaya başlayan, oradan bir sigara firmasına geçen Tütüncü, 1996 yılında Ülker Grubu’na işletmeler koordinatörü olarak girdi. 18 yıldır Yıldız Holding’de çeşitli görevler alan Tütüncü, gruba girdiği ilk yıllarda verdiği bir röportajında “Hedefimiz bir dünya markası olmak” dediğini tebessümle hatırlıyor şimdi.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER
SLC_5283
Ülker CEO’su Mehmet Tütüncü, 1958 Ankara doğumlu. Babası asker, annesi ev hanımı olan Tütüncü, babasının mesleği sebebiyle farklı illerde bulunmuş, bunun kendisi için bir avantaj olduğunu söylüyor: “O zaman otobüslerle seyahat ederdik, insanları tanımak için büyük bir avantaj oldu bu. Uzun süreli arkadaşlıklar edinemiyorsunuz ama her bölgede bir sürü arkadaşınız oluyor.“
İlkokulu Gelibolu ve Erzincan’da okuyan, lisenin bir kısmını Ankara’da bir kısmını Erzincan’da okuyan Tütüncü, Gazi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun oldu. Tüm tercihleri mühendislik içindi.
Mühendisliğin iş hayatında önemli bir disiplin sağladığını söyleyen Tütüncü, “Bizim gibi liderlik yapan pozisyonlar için daha da önemli bir disiplin mühendislik. Çünkü böyle görevlerde hem vizyoner olmalısınız hem de yönetici. Yani hem hayallerinizin olması lazım, hem hayallerinizi gerçeğe çevirebilme gücüne sahip olmalısınız. O nedenle mühendislik hem vizyoner olmak, hayal etme tarafını güçlü kılıyor, hem riskleri hesap etmek konusunda sizi yönlendiriyor, hem de sağlam bir yönetim gücü veriyor. O bakımdan mühendisliği önemli bir disiplin olarak görüyorum, özellikle liderlik, satıcılık pozisyonlarında. Bu bakımdan mühendislik eğitimi aldığım için kendimi şanslı görüyorum.”

Öğrenciyken hem devlette çalıştı
hem de taksi şoförlüğü yaptı

Mehmet Tütüncü üniversitede okurken devlette çalışmaya başladı. Devlet yatılı öğretmen okulunda satın alma memurluğu yaptı, cumartesi, pazarları da taksi şoförlüğü yapıyordu. Tütüncü, “Toplumu, toplumun katmanlarını iyi tanımak çok önemli. Bugün bir ürün çıkarıyorsunuz, bir pazarlama yapıyorsunuz, toplumun her kesiminden insanlarla çalışıyorsunuz, onlarla beraber olmak çok çok önemli” diyor.
Üniversiteden mezun olduktan sonra da yine devlette çalışmaya devam etti, 1983 yılında Sanayi Bakanlığı’nda uzman olarak çalıştı. 3 senenin sonunda bir burs kazanarak, İtalya’ya işletme eğitimi almaya gitti.

Örgüt psikoloji alanında
yüksek lisans yaptı

Mehmet Tütüncü’nün eğitim hayatı hiç sona ermedi. 1993 yılında Boğaziçi Üniversitesi’nde iş idaresi üzerine 1 yıl boyunca eğitim aldı.
Daha sonra da Harvard Business School’da stratejik pazarlama, IMD’de ve INSEAD’da liderlik eğitimi aldı.
Yedi yıl önce de hem şahsi ilgi alanı olduğu, hem de insanlarla çok iç içe bir kariyer yolculuğuna sahip olduğu için Maltepe Üniversitesi’nde Endüstri ve Örgüt Psikolojisi üzerine yüksek lisans yaptı. Bu eğitim de kendisine iş hayatında çok büyük avantaj sağlamış, konuları değerlendirirken daha derinlemesine bir anlayış oluşturduğunu söylüyor.
Ama o, en çok iş hayatında beraber çalıştığı kişilerden öğrenmiş: “Çünkü birşeyleri biliyorsunuz, onun eğitimini alıyorsunuz, ama öğrenmek için bunu tecrübe etmek zorundasınız, bu konuda çalıştığım arkadaşlardan çok şey öğrendim, hâlâ da öğrenmeye devam ediyorum. Bir lider çok iyi dinlemeli, izlemeli. Bazen dinliyormuş zannederiz kendimizi, ama dinlemeyiz, kafamızda bariyerler vardır, o bariyerlere çarpar gider. Arkadaşları dinlerken ara sıra kendinizi kontrol edin derim. İyi dinlemek ve anlamak çok önemli.”

Gazete ilanıyla Ülker’e girdi
Sanayi Bakanlığı’ndan sonra 1987-1996 yılları arasında Best Rothmans Entegre Sigara ve Tütün Sanayi A.Ş.’de çalışmaya başladı, üretim müdürü olarak başladığı şirketten genel müdür olarak ayrıldı. Sonra bir gazete ilanı vasıtasıyla Ülker’e başvurdu. Ülker’le bir iki görüşmenin ardından Murat Ülker ile de görüşüp 1996’da işletmeler koordinatörü olarak işe başladı. Tütüncü, “Murat Bey bana işi anlattığında bu işten heyecan duydum, bir an önce konuşma bitse de başlasam dedim. Murat bey ile beraber çalışacaktık bir süre, bazı şirketlere kendisinin yetişemediğini, benim genel müdür gibi katılabileceğimi, bazı şirketlerde fabrika müdürü gibi onun yerine kararlar alabileceğimi, yurdışı işlerde kendisine yardımcı olabileceğimi söyledi. Bu işleri yapmak ister misin diye sordu. Hissetmiştim bu iş benim için çok önemli bir tecrübe olacaktı.”

Ülker’de 18 yıl
Ülker’de 18 yılını dolduran Tütüncü,
– 1996’da işletmeler koordinatörü olarak Murat Ülker ile birebir çalıştı,
– 1998 yılında Ülker Bisküvi ve Çikolata fabrikaları Genel Müdürü oldu,
– 2000 yılında da Ülker Grubu Başkan Yardımcılığı görevlerine atandı.
– 2005’te Yıldız Holding Gıda Grubu Başkanı oldu, bisküvi ve çikolatanın dışındaki tüm Ülker Gıda işlerinin başına geçti.
– 2011’de gıda grubu ile Ülker Grubu birleştirildi, Gıda Ülker Grubu Başkanı oldu.
– 2014’te ayrı bir başkanlık olan Ülker International da Ülker’e bağlandı.

İlk röportajında ‘hedefimiz dünya
markası olmak’ demişti

Ülker’de hep bir değişimin ve gelişimin, yeni heyecanların ortaya çıktığını söyleyen Tütüncü, “3 sene önce bölgesel bir şirkettik, 2014’te United Biscuits Yıldız Holding bünyesine katıldı, global bir şirket olmak için yola çıktık. Bu yolculukta görev almak, bir misyonunun olması insanı çok motive edici bir şey. Değişen bir şirketi güncel tutmak çok önemli, geçtiğimiz 10 yılda dünyadaki değişim ve gelişimi gelecek 10 yılla mukayese edemezsiniz. Gelecek 10 yılda, geçmiş 10 yıldan kat be kat fazla bir değişim hızı olacaktır. Peki bu kadar hızlı gelişebilecek dünyada neler olabileceğini nasıl öngörebilirsiniz dediğinizde bunun bir çok metodu var. Ama bizim çok çok hoşumuza giden usta çırak buluşmaları var şirkette, geleceği şekillendirecek insanlarla, gençlerle konuşmak şirketi geleceğe hazırlama konusunda çok büyük fayda sağlıyor.”
18 yıl önce Ülker’in bu noktalara geleceğini hayal ediyor muydunuz sorusuna, Tütüncü şöyle yanıt veriyor: “Genel müdür olduğumda ilk kez Dünya Gazetesi’ne verdiğim bir röportajda ‘hedefimiz dünya markası olmak’ demişim. O zaman hissiyatla demiştim bunu, o gün bir hayaldi ama markama ve şirketime güveniyordum, Türkiye’den böyle bir marka çıkacağını biliyordum. Fırsatları fark etmek çok önemli.”
Tütüncü, Yıldız Holding’de göreve başladığında, yani 18 yıl önce çalışan sayısı 3.500-4.000 civarındaydı, şimdi ise 50 bine yaklaştı.

KUTU KUTU
Yeni mezunlara 5 tavsiye

1. Kendiniz için, bulunduğunuz çevreyi iyi tanıyın, gizlenmeyin, görünür olun.
2. Kariyer yolculuğuna yalnız çıkmayın, kariyer yolculuğuna çıkmak çevrenizdeki kişiler için bir fedakarlık gerektirir. Onlarla beraber yürürseniz bu sizin için bir güçtür.
3. Kendinizi sürekli gelişmeye odaklayın. Kısa vadeli kararlarınız uzun vadeli hedefleriniz için bir basamak olsun. Yani günlük yaşamamak lazım. Mutlaka hayallerinizin olması lazım. Hayalleriniz sizin için bir mutsuzluk kaynağı olmamalı. Hayal edin nereye gitmek istiyorsunuz.
4. Korkularımızla ve eksikliklerimizle yüzleşmemiz lazım. Zor durumlardan kaçmamalıyız, zor durumlar çok iyi öğrenme fırsatıdır.
5. Fark yaratmak istiyorsanız canlı, güvenilir, neşeli ve odaklanmış olun.

KUTU KUTU
Şirkette emir kipi ile konuşulmuyor

İş hayatında örnek aldınız biri?
Birçok insandan etkileniyoruz çalışırken, o bakımdan bir veya iki kişinin ismini söylemek haksızlık olur diye düşünüyorum. Ama ben insan odaklı liderlere her zaman hayranlıkla baktım. Zaten hızlı tüketim malları sektöründe bir şirkette çalışıyorsanız insanlara çok yakın olmanız lazım.
Bir otomobil üreticisi, bir buzdolabı üreticisi olmakla, bir bisküvi üreticisi olmak arasında çok önemli farklar var, bizde insanlar 25 kuruş, 50 kuruş vererek günde 2 defa, haftada birkaç defa ürünlerimizi alıyorlar, o yüzden çok yakın olmamız, müşterimizi çok iyi anlamış olmamız lazım, hızlı karar almalıyız.
Market market dolaşıp gözlem yapıyor musunuz?
Biz bunu formal olarak da yaparız, ben cumartesi pazar kendi alışverişimi yaparken de bakarım. Eşimin, çocuklarımın davranışları da benim için bir gösterge. Markete girince gıda reyonlarını dolaşırım, kim ne yapmış, ne yeni ürünler çıkmış, rakipler ne yapmış, sık gittiğim marketler var, alıştılar artık beni görmeye.
Kariyer hayatınızda en büyük dönüm noktanız, şansınız neydi?
Hem kariyer hem kişisel gelişimin için Ülker’de çalışmaya başlamak.
Tekrar okusanız ne okurdunuz?
Tekrar okusam yine mühendislik okurdum, hakikaten hem hayal etme, vizyon gücünü verip hem de yönetme gücünü veren çok önemli bir bilim dalı.
Örgüt psikolojisi eğitimi aldıktan sonra şirkette neler değişti, sizin nasıl işinize yaradı bu eğitim?
Örneğin bu eğitimden sonra insanlarla emir kipi ile konuşmamayı telkin etmeye başladık arkadaşlara. Biz hep beraber başarmayı, bu nedenle birbirimizi anlamayı önemsiyoruz. Endüstriyel ilişkileri çok önemsiyoruz, mavi yakayı da çok önemsiyoruz. Her ay yapılan endüstriyel toplantılar çok canlı geçer. Artık bakıyoruz insanlarla ücretin dışındaki şeyleri konuşuyoruz. Bu çok önemli, geldiğimiz noktayı görüyoruz.
Fabrikaları dolaşıyoruz, kadın çalışanlar bir tahtanın karşısında bana neler neler anlatıyorlar. Onlar kendilerinden o kadar gurur duyuyorlar ki, işin bir parçası olduklarını, bir katkıları olduğunu hissettiklerinde işinizi çok daha canlandırıyor, verimlilik rakamlarınızı, problemin çözülmesi sürecini çok hızlandırıyor, geliştiriyor.

KUTU KUTU
CEO ANKETİ
Sabah kaçta uyanıyorsunuz?

6.30’da uyanıyorum. Yazları bir köy evimiz var orada kalıyoruz, Beykoz’da İshaklı Köyü’nde. Geniş bir bahçesi, kedilerimiz, köpeklerimiz, bitkilerimiz var, yazları orada yaşıyoruz, kışları Suadiye’deyiz. Şirkete 8.00-8.30 arası gelirim, 19.00-19.30’da çıkıyorum.
Haftasonları nasıl geçiyor?
Haftasonları alışveriş işlerini yaparım, daha çok dinlenme ile geçiririm. Bazı haftasonlarını seyahat için kullanırım, sosyal aktivitelerde ailemle beraber yaparım. 3 çocuğum var, 30, 29 ve 23 yaşlarında.
Yılın ne kadarı seyahatle geçiyor?
Ayda 1 hafta seyahatlerdeyim diyebilirim. New York’a sabah gitmişliğim, akşam dönmüşlüğüm var, çok iyi oluyor, jetlag olmuyorsunuz.
En sevdiğiniz şehirler?
Anadolu şehirlerini çok severim. İstanbul’un en güzel şehirler arasında olduğuna inanıyorum. Stockholm’ü, Barselona’yı, Boston’ı, Singapur’u çok severim. Avrupa değişik gelmiyor artık neredeyse kültür de benzeşti. İsveç, Norveç, Kopenhag çok sakin şehirler, çok hoşuma gidiyor. 14 Şubat’ı çok kullanıyorum, THY’de ikinci bilet 1 euro, son 3 yıldır bu kampanyadan yararlanıyorum.
Okudunuz kitaplar?
Ofiste, evde, arabada birkaç kitabı aynı anda okuyorum. Psychology of Fear in Organisation diye bir kitap okuyorum. Nissin’in CEO’su Koki Ando’nun ve Lale Develioğlu’nun Karar Verdim kitabını okuyorum.
En sevdiğiniz film?
Tv dizilerini seviyorum. Game of Thrones’un hepsini izledim, çocuklara söyledim CD’lerini aldılar bana. Evde, videodan seyretmeyi daha çok seviyorum. Büyük kızım eski filmleri getiriyor, izliyoruz.
Bir de küçük kutuları topluyormuşsunuz, nereden çıktı bu hobi?
Eskileri toplayarak başladım. Sanırım Rothmans’de çalışırken İngiltere’ye gidip gelirken başladı ilk. El işlemesi kutular, küçük fincanlar, aslında küçük objeleri topluyorum. Antika olmasına gerek yok, güzelse, hoşuma giderse alıyorum, ona sahip olmak beni mutlu ediyor. Evde saklıyorum, 200 civarı küçük objem var.
Hangi takımı tutuyorsunuz?
Beşiktaşlıyım.
*****

Çalışanları Hulusi Kentmen’e benzetiyor
Çalışanları onu sert dış görünüşü ama babacan iç yapısından dolayı Hulusi Kentmen’e benzetiyorlar. O da çalışanlara sürpriz yapmak için gençlerle buluştukları bir Genç Platform toplantısında sahneye Hulusi Kentmen bıyığı takarak çıktı.
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 30 Ağustos 2015