Toplam 37 yıldır Sandoz bünyesinde çeşitli görevler alan Dr. Altan Demirdere, Sandoz Türkiye ve Bağımsız Devletler Topluluğu (CIS Bölgesi) Başkanlığı ve Novartis Grup CIS Başkanlığı’na atandı. Demirdere, Sandoz’daki kariyerine pazarlamacı olarak başladı. Bu görev kendisine teklif edildiğinde ‘3 dil bilen, doktora yapmış pazarlamacı olur mu’ diye tepki verdiğini söyleyen Demirdere, “Başarının sırrı insanları sevmekte, çok çalışmakta. İnsanlarla konuşmak kadar güzel bir şey var mı, İstanbul’daki tüm otopark görevlileri ve garsonlar beni çok iyi tanır” diyor.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER
20150616_150419
Eczacı bir anne ve ziraat mühendisi bir babanın oğlu olarak Adana’da dünyaya gelen Dr. Altan Demirdere (58), Adana Koleji’nden sonra Galatasaray Lisesi’nde okudu. Annesinin en büyük hayali oğlunu diplomat olarak görmekti. Annesi için Galatasaray Lisesi=Siyasal Bilgiler=Büyükelçi idi. Bu sebeple Adana’yı bırakıp İstanbul’a yerleştiler. Demirdere Galatasaray Lisesi’nde okurken, Fransız hükümetinin bursu ile Fransa’da Montpellier’de tıp okumaya gitti. 3 hafta sonra, vatanından ayrı kalamayacağını anlayarak Türkiye’ye geri döndü. Okulu bıraktığı için babası iki ay onunla konuşmadı. Açıkta kalınca anne mesleği olan eczacılığı seçti ve Marmara Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’ne yerleşti. Annesinin ‘araştırmacı eczacı olacaksın, bu ilaçları keşfedenlerden olacaksın’ dediğini söyleyen Demirdere, yine annesinin ısrarıyla, ilaç şirketleri Sandoz ve Roche’un merkezine staj başvurusu yaptı. İki firmaya da kabul edildi ama o Sandoz’u seçti. Bu seçimde küçükken her hastalandığında annesinin ona hep verdiği Calcium Sandoz’ların payı büyük.

Hocası kariyerini çizdi
İsviçre’ye staja giden Demirdere, Sandoz kariyerinin nasıl başladığını şöyle anlatıyor: “Stajın ilk günü hepimizi karşılarına aldılar ve her yıl değişik ülkelerden elçiler seçtiklerini, Sandoz’u tanıttıklarını söylediler. Tam dağılacakken sorusu olan var mı diye sorduklarında ben ‘seneye de gelmek istiyorum, gelebilir miyim’ diye sordum. Oradaki profesör, ‘bu yıl geldiğiniz için çok şanslısınız, mutlu olun’ dedi. Ve 3 ay İsviçre’de staj yaptıktan sonra, tam vedalaşırken, profesör bana ‘seneye ne zaman geleceksin’ diye sordu, çok şaşırdım, ağladım. Bana dedi ki ‘Hak etmeden hiç bir şey isteme, hak ettiğine inanıyorsan da sakın vazgeçme’. Bu benim ilk dersimdi. Sonra ben üçüncü sene de dördüncü sene de staja gittim. En son doktoraya ne zaman geliyorsun dedi. 3 sene de doktora yaptım.” Demirdere, Basel Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde master ve doktora öğrenimini tamamladı.

8 sene mümessillik yaptı
Sonra ABD’de eğitimine devam etmek istedi ama o zamanki eşi ABD’de yaşamak istemeyince Türkiye’de Sandoz’da çalışmayı düşündü. O zamanki Genel Müdür Edgar Poffet, ona pazarlamada çalışmasını teklif etti. Demirdere, “Çok ağırıma gitti, pazarda çalışacağım sandım, dedim ki ‘affedersiniz ama 3 lisan bilen doktoralı bir pazarlamacınız var mı’ diye sordum. O da ‘evet var, benim’ dedi. Bana, ‘Sen çok dışadönük bir insana benziyorsun, buradan geçerek genel müdürlüğe gideceksin’ dedi. 1984’te Sandoz Türkiye’de işe başladım ve 8 sene mümessillik yaptım.”
Demirdere, 1984-1993 yılları arasında Sandoz Türkiye’de tıbbi tanıtım sorumlusu, bölge müdürü, ürün müdürü, satış grubu müdürü, planlama & kontrol müdürlüğü, pazarlama ve satış direktörlüğü ve genel müdür yardımcılığı yaptı. 1992’de İsviçre’ye 20 ülkeden sorumlu olarak Doğu ve Orta Avrupa Bölgesi’nin Başkanı olarak gitti.
1998 yılında, Sve Ciba-Geigy’nin birleşmesiyle kurulan Novartis’in Macaristan Genel Müdürlüğü ve Ülke Başkanlığı görevini üstlendi. 4 sene Macaristan’da kaldıktan sonra, Türkiye’deki genel müdür emekli olunca 2001’de Türkiye’ye geldi ve 2008’e kadar burada kaldı. 2008’de Novartis kendisini Rusya’ya göndermeyi planlarken, yerli ilaç firması Sanovel’den genel müdürlük teklifi aldı. Rusya’da gitmek istemediği için teklifi kabul etti, ama bu firmada sadece 5 ay çalışabildi, tekrar Sandoz’a döndü. 7 ay önce kaçtığı Rusya’ya bu sefere Sandoz Rusya Genel Müdürü olarak gitti. Sandoz Rusya, Novartis Rusya’nın iki katıydı, Demirdere’nin 7 yıllık genel müdürlüğünden sonra ise üç katına çıktı. Bu yıl Sandoz Türkiye ve CIS Bölgesi Başkanlığı ve Novartis Grup CIS Başkanlığı’na atanan Demirdere, 14 ülkeden sorumlu.

KUTU KUTU
Beni tüm garsonlar, otopark görevlileri tanır
Çalışmak haricinde neler yapıyorsunuz?

Çok parlak bir hayatım yok, İstanbul’da ne kadar otopark görevlisi, ne kadar kahya, garson varsa hepsi beni tanır. Hepsiyle arkadaşım, hepsiyle konuşurum.
İnsan ilişkileriniz iyi yani?
İnsanlarla konuşmak kadar güzel bir şey var mı. Bazı restoranlarda garsonlar beni ‘Altan Babamız gelmiş’ diye karşılarlar, yanımdaki patronum o kadar bahşiş bırakmasına rağmen önce bana servis yaparlardı. İnsanları sevmek için önce hayvanları ve çocukları seveceksin. Hayvanlar ve çocuklar karşılıksız sana sevgi verenlerdir, ikisi de gerçekten sevildiklerini anlarlar.
En büyük başarınız neydi?
İşe alıp yetiştirdiklerimden genel müdür, hatta CEO olanlar da var. Hayattaki başarım yetiştirdiğim insanlardır.
Kaç kişiyi yetiştirmişsinizdir?
1.000 kişi yetiştirmişimdir, bunların 11’i genel müdür ve üstü. Ve de çocuklarım. Oğlum Öztürk, ABD’de master’ını yaptı, Sandoz’un genel merkezinde Almanya’da finans bölümünde çalışıyor. Büyük kızım Pelin, Colombia Üniversitesi’nde avukatlık masterı yaptı. Bir de küçük kızım Derin var henüz 9 yaşında.
Sizce başarının sırrı nedir?
Dürüst olmak, sen olmak. İnsanlarla önce ilişki kurarım sonra ticari ilişki. Bir firmaya giderim, sadece merhaba demek için. Önce şaşırıyorlar, kendilerini ayrı bir yere koyuyorlar ve ticaret müdürlerini arayıp, ‘ne istiyorlarsa yap’ diyor. Sen olacaksın. Hayat bir tiyatro, tiyatro içinde tiyatro oynarsan bu çok bariz görülür. Kendin mutsuz olursun, çevrendekiler buna yemez, yer gibi görünür. Saygı iki türlü olur, güçle ve bilgi-dostlukla. Güçle olan saygı güç bitince biter, ama bilgi ve dostlukla olan ömür boyu devam eder.
Başarının sırrı da insanları sevmek ve çalışmak. Üçüncüsü de hatandan ders almak.
Sizin çok hatanız oldu mu?
Çooook, sayamayacak kadar çok. Mühim olan aynı hatayı iki kere yapmamak denir, bu yanlış, üç kere yapmamaktır doğrusu. Bir hata yapıyorsun hata tesadüf olabilir, şartlar değişik olabilir, inanıyorsan iki kere yapma hakkın vardır ama üçüncü kere yapıyorsan olmaz.

Yeni mezunlara 5 tavsiye
1. Hak etmeden hiçbir şey istemeyin. Hak ettiğinizi düşünüyorsanız asla pes etmeyin
2. Kendiniz olun
3. Çok çalışın
4. İnsanları sevin. O sevgiyi karşınızdakinin gözlerinden almanız lazım.
5. Hatalarınızdan ders alın

CEO ANKETİ
Sporla aranız nasıl?

Her gün bir saat body yaparım bir saat de yüzerim, cumartesi-pazar dahil.
Kaçta uyanıyorsunuz?
5.15’te uyanırım, 6.45’te evden çıkarım. Akşamda 22.30 – 23.00’de sızarım.
Haftasonları ne yapıyorsunuz?
Yazın Bodrum’a gidiyorum, kışın burada kalıyorum, cumartesi-pazar minimum 6 saat çalışıyorum. Bu sistemin aynısı evde var, evden çalışıyorum.
Kitap okuyor musunuz?
İlk okuduğum kitap İnce Memed, 3 cildini okudum son okuduğum kitap da Necmi Onur’un Orospu isimli kitabı. Ben kitap okuyamıyorum, kitap okurken uyuyorum. Doktora yaparken o kadar çok literatür okudum ki, belki de yoruldum. Biz İsviçre’de Türk öğrencisiydik, bizimle alay ederlerdi. ‘Burası yanlış galiba’ dediğimizde, hocalar, ‘Türkiye’deki fakültelerde böyle öğretmiş olabilirler ama dünyada böyle öğretilmiyor’ derlerdi. Formülün farklı öğretilmesi mi olur? Yani kusursuz olmak zorundaydınız, doktoramı en yüksek derece ile bitirdim, Basel Üniversitesi’nde onur listesinde adım var halen. Ondan sonra ben daha da bir şey okuyamam.
Film izliyor musunuz?
Evet saatlerce film izliyorum, evde 213 ekran bir tv var her türlü filmi izliyorum.
Futbolla aranız nasıl?
Ben bir türlü anlamıyorum futboldan. 22 kişi aynı topun peşinde. Galatasaray divan kurulu üyesiyim, o da liseden dolayı.
Müzik dinliyor musunuz?
Müzik dinlemeye Galatasaray Lisesi’nde Fransızca şanson tipi müzikler dinleyerek başladım. Georges Moustaki, Léo Ferré, Jacques Brel gibi sözleri ağır sadece gitarla söylenen çok güzel müziklerdi. Onun yanında her türlü Türkçe pop dinlerdim. Son yıllarda klasik müzik. Beni çok dinlendiriyor. İki piyanist arasındaki farkı anlayabiliyorum artık.
Hayvanlarla aranız nasıl?
3 köpeğim, 5 balığım, iki kuşum, 1 kedim var. Evin içi hayvanat bahçesi gibi.
Örnek aldığınız biri?
Annem ve babam. Babamdan disiplin, planlama ve çalışma, annemden de sevgi ve cesareti aldım.
Yerine geçmek istediğiniz bir film kahramanı?
Süpermen. Haksızlıklar karşı mücadele etmek, haksızlık yapanları inim inim inletmek için.

31 ajandası var
Altan Demirdere, 1984 yılından bu yana ajanda tutuyor. 25 yıldır aynı ajandayı alan, aynı şekilde not tutan Demirdere’nin 31 ajandası var. Tüm uçuşlarını, toplantılarını bu ajandalara yazan Demirdere, not tutma alışkanlığını Sandoz’da doktora yaptığı yıllarda edinmiş: “Doktora yaparken profesörüm beni yanına çağırdı, ‘onu yapalım, bunu yapalım’ diye anlatmaya başladı. Sonra ‘neden not tutmuyorsun’ diye sorunca, ben de ‘unutmam’ diye cevap verdim. Bana kafasını işaret ederek şöyle dedi: ‘Bu düşünmek içindir, not tutmak için, bunu doldurursan düşünemezsin.’ Ben sonra 1-1.5 senede ajandaya alıştım. Şimdi bazen bunları bir araya koyup bakıyorum fotoğraflara bakar gibi”
Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 5 Temmuz 2015