2019 Haziran ayında, 187 üye ülkeden, hükümetleri, işçi ve işverenleri temsil eden 5000’i aşkın delegeyle bir araya gelerek “iş yaşamında Şiddet ve taciz sözleşmesini” ve tavsiye kararını kabul eden Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), geçtiğimiz hafta da BM kadın Birimi ile “Çalışma yaşamında kadınlara yönelik Şiddet ve tacizle Mücadele” başlıklı bir el kitabı yayınladı. kitapta yer alan veriler işyerlerinde kadınlara yönelik taciz ve şiddetin ne denli yaygın olduğunu ortaya koyuyor.

100. yaşını kutlayan Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), 2019 Haziran ayında, 187 üye ülkeden, hükümetleri, işçi ve işverenleri temsil eden 5000’i aşkın delegeyle ‘İş Yaşamında Şiddet ve Taciz Sözleşmesini’ ve tavsiye kararını kabul etti. Sözleşmede özetle devletlerden, ‘şiddet ve tacizi mevzuatta tanımlamalarını ve yasaklamalarını’, ‘önlemek için tedbirler almalarını’ ve ‘maruz kalanların korunmasını’ beklenirken, işverenlerden de, ‘şiddete sıfır tolerans işyeri politikası yaratmaları’, ‘İSG yönetiminde ve risk değerlendirmelerinde şiddet ve tacizi tanımalarının talep edilmesi’ ve ‘işçiler ve ilgili diğer kişilere bilgi ve eğitim verilmesi’ bekleniyor. (ILO), sözleşmesinin onaylanmasının önemine dikkat çekmek amacıyla 4 Aralık’ta Ankara’da “Çalışma Yaşamında Şiddet ve Tacizin Ortadan Kaldırılması” konferansını gerçekleştirdi. Konferansta, küresel düzeyde ILO ve UNWOMEN işbirliğinde hazırlanan “Çalışma Yaşamında Kadınlara Yönelik Şiddet ve Tacizle Mücadele El Kitabı”nın da lansmanı yapıldı. El kitabında kadınların iş hayatında yaşadıkları taciz ve şiddet olayları, şirketlerin bu durumu engellemek için atabileceği adımlar yer alıyor. Kitapta yer alan bilgilere göre, dünyada cinsel tacize maruz kalan 18 yaş ve üzeri kadınların oranının yüzde 75’e kadar çıktığı görülüyor, diğer bir deyişle, en az 2 milyar kadın cinsel tacize uğruyor. Avrupa Birliği’ne (AB) üye 28 ülkede ankete katılan kadınların yüzde 45 ila 55’i, 15 yaşından beri cinsel tacize maruz kalıyor. Tahmini hesaplamalara göre, mesleki görevler üstlenen veya üst yönetim kademesinden kadınlar arasında cinsel tacize uğrayan kadınların oranı yüzde 75’e kadar çıkabiliyor.

Kitapta yer alan bilgilere göre:

  • Avustralya’da yapılan ulusal bir araştırmaya göre, neredeyse her beş kadından ikisi ve dört erkekten biri, son beş yılda iş yerinde cinsel tacize maruz kalmış.
  • Uganda’da 2.910’dan fazla kuruluşla yapılan bir anket, görüşülen kadınların yüzde 90’unun iş yerinde kıdemli erkeklerin cinsel tacizine uğradığını gösteriyor.
  • Meksika’daki anket bulgularına göre, kayıtlı ekonomide çalışan kadınların yüzde 46’sının iş yerinde bir tür cinsel taciz yaşadığı bildiriyor.
  • İngiltere’de, ulusal bir ankete katılan kadınların yarısından fazlası ve 18-24 yaşları arasındaki kadınların üçte ikisi, iş yerinde cinsel tacize maruz kaldıklarını belirtmiştir.
  • Fransa’da kadın çalışanların yüzde 20’si, çalışma yaşamları boyunca cinsel taciz yaşadıklarını belirtmiş.

Çeşitli sektörlerde şiddet ve tacizle ilgili verilere bakıldığında ise: 

  • ABD’de araştırma bulgularına göre, kadın öğretim üyelerinin/öğretim görevlilerin ve diğer personeli yüzde 50’sinden fazlası ve kadın öğrencilerin yüzde 20–50’si yüksekokullarda ve üniversitelerde cinsel tacizle karşılaşmakta veya cinsel tacize maruz kalıyor.
  •  Ankete katılan Hintli ve Bangladeşli hazır giyim fabrikası çalışanlarının yaklaşık yüzde 60’ının “çalışma hayatında bir tür taciz, sözlü istismar veya fiziksel istismar” yaşadığı tahmin ediliyor.
  • Kamboçya’da 1.287 konfeksiyon işçisinin (1.085 kadın ve 198 erkek) katıldığı bir anketin sonuçlarına göre, kadın konfeksiyon işçilerinin yaklaşık üçte biri, anketten 12 ay önce iş yerinde cinsel tacize maruz kaldığını bildiriyor.
  • 24 Avrupa ülkesinde ulaşım sektöründe çalışan 1.444 kadının maruz kaldıkları şiddet ve taciz vakalarını ele alan bir ankete göre, ulaşım sektöründe kadınların dörtte biri, kadınlara yönelik şiddetin (meslektaşlardan/yöneticilerden ve müşterilerden) ulaşım sektöründe yaygın bir şekilde görüldüğünü düşünülüyor.
  • Şikago’da farklı ten renklerine sahip ve göçmen kadınlardan oluşan yaklaşık 500 otel çalışanının katıldığı bir araştırmada, cinsel taciz ve saldırının sektörde düzenli olarak gerçekleştiği tespit edildi. Ankete katılan otel çalışanlarının yarısından fazlası (temizlikçiler, oda servisi görevlileri, barmenler ve hizmet görevlileri vb.) cinsel saldırı olayları da dâhil olmak üzere, konukların cinsel tacizine maruz kaldı.

AİLE İÇİ ŞİDDET İŞİ NASIL ETKİLİYOR

Raporda yer alan verilere göre, çok sayıda kadın çalışan aile içi şiddete maruz kalıyor ve bu durum, kadınların çalışma ve işlerinde kalma kapasiteleri ve güvenceleri üzerinde son derece olumsuz bir etkiye sahip. Tüm kadın cinayetlerinin yüzde 38’ü
erkek eşler/partnerler tarafından işleniyor ve bu cinayetlerden bazılarının iş yerlerinde işlendiği biliniyor. Örneğin ABD’de 2003 ve 2008 yılları arasında iş yerinde işlenen cinayetlerin üçte birinden biraz fazlası eşler/ partnerler tarafından işlendi. Eş tarafından iş yerinde işlenen cinayetlerinin yarısından fazlası, otoparklarda ve kamuya açık binalarında gerçekleştirildi. ABD’de yapılan bir çalışmada, katılımcıların yüzde 44’ünün aile içi şiddetin etkilerini iş yerinde yaşadığı tespit edildi. Aile içi şiddete maruz kalan mağdurların yüzde 64’ü çalışma kabiliyetlerinin bu durumdan etkilendiğini ifade ediyor. Söz konusu katılımcıların yüzde 21’i verimlilik kaybı nedeniyle işlerini yitirdiğini de belirtiyor.

TAVSİYELER

Kitapta, işyerinde etkili bir şekilde hayata geçirilebilecek önleme planları ve stratejileri ile ilgili gelecek vadeden uygulamalardan bazıları şöyle sıralanıyor:

  • Kadın çalışanlara danışmak; kadın çalışanların deneyimlerini, fikirlerini ve önerilerini dikkate alarak iş yerinde olumlu bir kültürü ve çalışma ortamını hayata geçiren çalışmalara öncelik vermek.
  • Yöneticilerin farkındalık oluşturma faaliyetlerinde aktif bir rol oynamasını ve kadınlara yönelik şiddet ve tacizin uyarı işaretleri üzerine hareket etmelerini sağlamak için yeterli kaynakları sağlamak.
  • Çalışma ortamındaki temel sorunların tespit edilmesine yardımcı olmak için her yıl gizli ve isimsiz bir kurum iklimi araştırması yapılması, iş yerinde çalışanların ne ölçüde güvende hissettiğini, şikâyette bulunabilecek kadar kendilerine güvenip güvenmedikleri ve inanılacaklarını düşünüp düşünmedikleri de dâhil olmak üzere…
  • Tüm çalışanlara, amirlere ve yöneticilere düzenli olarak verilen eğitimlerde kadınlara yönelik şiddet ve tacizin nasıl önleneceği ve daha geniş kapsamlı toplumsal cinsiyet eşitsizliğine ve sosyal normlara nasıl müdahale edileceği ele alınmalıdır.
  • Kontrol edilmediği takdirde şiddete ve tacize yol açabilecek belirli iş süreçlerinin organizasyonunu, potansiyel iş çatışmalarını, nezaketsiz ve saygısız davranışlar azaltmak için aktif bir şekilde adımlar atılarak işçiler arasında güven, itibar ve saygıya dayalı ortamı oluşturulmalıdır ve teşvik edilmelidir.
  • Alarmlar, kimlik anahtarlar, şifreler ve kameralar gibi bileşenler için kaynaklar dâhil olmak üzere pratik önlemler uygulanmalıdır. Bu kapsamda, hiçbir maliyeti olmayan bir dizi girişim yürütülebilir. Örneğin iş yerinde kadınların güvenlikleri açısından risk teşkil eden bina bölümlerini, iş süreçlerini veya iş organizasyonunun yönlerini tespit etmek için güvenlik yürüyüşü yapılabilir.
  • Çalışma yaşamında aile işçi şiddete ilişkin hükümler dâhil edilebilir: Çalışma yaşamında aile içi şiddetten etkilenen kadın işçiler, (örneğin şiddete başvuran eşleri onları iş yerlerine kadar takip ettiğinde) uygulamaya dönük güvenlik planları ile desteklenmelidir ve istismarcı eşin binaya girişini engellemek için ilgili yöneticilere ve güvenlik personeline istismarcı eşin fotoğrafı sağlanmalıdır.

İş hayatından uzaklaşıyorlar

ILO Türkiye Direktörü Numan Özcan, ILO sözleşmesinin, çalışma yaşamında şiddet ve tacize odaklanan ilk uluslararası sözleşme olduğuna dikkat çekerek, sözleşmenin Türkiye tarafından onaylanmasının önemine dikkati çekiyor: “Sözleşme toplumsal cinsiyet temelli şiddete ve kadına yönelik şiddete özel bir vurgu yapıyor. Çünkü toplumdaki ve çalışma yaşamındaki cinsiyetler arası eşitsizlikler, kadınları şiddet konusunda çok daha büyük bir tehdit altında bırakıyor. Bugün pek çok kadın, işyerinde gördüğü psikolojik, ekonomik, fiziksel ve de cinsel şiddet sebebiyle çalışma yaşamından uzaklaşabiliyor. Kadınların yanı sıra, kayıt dışı ve güvencesiz çalışanlar da şiddet ve tacize en çok maruz kalanlar arasında. Ev işçileri, sağlık çalışanları, eğitimciler, turizm ve eğlence sektörü çalışanları gibi bazı meslek grupları da şiddete en çok maruz kalanlar arasındalar. İşte bu nedenle Sözleşmenin iş yerindeki şiddet ve tacizden zarar gören milyonlarca insanı korumak için kapsamlı bir çerçeve çizmesi son derece anlamlı. ILO olarak, ILO Sözleşme’nin ve Tavsiye Kararı’nın Türkiye tarafından onaylanması ve etkin bir şekilde uygulanması için açık bir çağrı yapıyoruz. İnanıyoruz ki, bu sözleşmenin onaylanması, çalışma yaşamındaki şiddetin önlenmesi için önemli bir adım ve etkili bir araç olacaktır.”

Kaynak:Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 15.12.2019