Bir insana sosyal medya, sms ya da mail yoluyla kaba davranma, alay etme, küçük düşürme, taciz etme olarak tanımlanan siber zorbalık ne yazık ki iş hayatında da çok yaygın. ABD’de çalışma hayatındaki kişilerin yüzde 35’i siber zorbalıktan etkileniyor. Bir araştırmaya göre 10 çalışandan 8’i işyerinde siber zorbalıkla karşılaşıyor. kimi zaman bilinçli kimi zaman şaka yollu yapılan bir paylaşım ya da yorum hayatınızı cehenneme çevirebiliyor. Bu konuda farkındalık yaratmak ve çalışanlarını online ortamda da korumak için şirketlere de iş düşüyor.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER

Hürriyet İK

En basit tanımıyla bir kişiye kötü, kaba davranma, dalga geçme, taciz etme olarak adlandırabileceğimiz zorbalık, evde, okulda, işyerlerinde oldukça yaygın. Son yıllarda ise bu zorbalık sanal aleme taşındı. Sosyal medya, sms, mail, forumlar vasıtasıyla ve ağırlıklı olarak dışlama, taciz, ifşa, sanal takip, şeklinde kendini gösteren siber zorbalık vakaları ne yazık ki hızla artıyor. Zorbalık ve siber zorbalık denilince akla ilk okul çağındaki çocuklar geliyor. Fakat siber zorbalık iş hayatında da çok yaygın. Ne mağdurda ne zorbada farkındalık olmadığı için yaşanılan şeyin adı konulamıyor. Oysa siber zorbalık intihara bile sebep olabiliyor. 2016’da ABD Virginia’da intihar eden 31 yaşındaki itfaiyeci Nicole Mittendorff da bir siber zorbalık kurbanıydı. Başta sıradan bir intihar vakası olarak görülen olayda polisin araştırması sonucunda dijital delillere ulaşıldı ve Nicole Mittendorff’ın iş arkadaşları tarafından siber zorbalık kurbanı olduğu ortaya çıktı. İş arkadaşları dedikodu üreten bir internet sitesinde anonim olarak Nicole aleyhine cinsel tacize varan yorumlar ve paylaşımlarda bulunuyordu. Yıllarca devam eden bu siber zorbalık olayında mağdurun müdürü ve işverenin hiç haberi olmamış. ABD İş Yeri Siber Zorbalık Enstitüsü tarafından yapılan ankete göre ABD’de çalışma hayatındaki kişilerin yüzde 35’i siber zorbalıktan etkileniyor. Sheffield ve Nottingham Üniversitesi’nin bir araştırmasına göre, her 10 çalışandan 8’i işyerinde siber zorbalıkla karşı karşıya kaldığını, çalışanların yüzde 14 ila yüzde 20’si de geçtikleri hafta siber zorbalık mağduru olduklarını söylüyor. Siber zorbalığa maruz kalmak, kişide stres, anksiyete, panik atak, uyku problemleri gibi fiziksel sağlık sorunlarına yol açıyor. İşyerinde ise verimliliği ve motivasyonu düşürüyor, karar verme, konstre olma problemlerine sebep oluyor.

KENDİ ŞARKISINI PREZANTASYONDA DUYUNCA İSTİFA ETTİ

Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO), siber zorbalık konusunda farkındalık yaratmak için bir çalışma yayımladı. ILO’nun makalesi, şirketlerin yerel düzenlemeleri beklemeden kendi çarelerini devreye sokmaları gerektiğini söylüyor. İş yerinde siber zorbalık, Etik ve İtibar Derneği’nin (TEİD) de dikkatini çekti. 150 kurumsal, 15 bireysel üyesiyle 250 bin çalışanı temsil eden TEİD, kurumlara verdiği eğitimlerde siber zorbalıktan da bahsetmeye, şirketlere tavsiyelerde bulunmaya başladı. TEİD Yönetim Kurulu Üyesi avukat Altuğ Özgün, “Zorbalık bir kişiye sistematik ya da eğlenme amacıyla yapılan olumsuz eylemlerin bütünü. Bu alay etme, şiddet, dışarıda bırakma, izole etme olabilir… Mobbing’de kişiyi bezdirip tazminatsız olarak istifa etmeye zorlamak var. Zorbalıkta ise böyle bir amaç olmayabilir de amaç sadece alay etmek, şaka yapmak da olabilir. Sizin şaka olarak algıladığımız bir olay benim hayatımın en kötü günü olabilir. Yapan kişide de farkındalık olmayabilir. Mesela bir iş toplantısında ya da bir iş eğlencesinde sizin fotoğraflarınız çekiliyor ve sonrasına alay amaçlı kullanılıyor… Sizin özel hayatınızda bir hobiniz var ve paylaşmak istemiyorsunuz… Benim bir arkadaşımın başına geldi. Kendisinin bir albümü var, şarkı söylüyor ama iş hayatında bununla anılmak istemiyordu ve gizliyordu.. Bir gün bir toplantıya davet ediliyor ve prezantasyonda bir anda kendi şarkısını açıyorlar.. Kişi çok utanıyor. Sonrasında işten istifa etti, benimle alay ettiler dedi.. Bu da bir zorbalık örneği” diyor. İnsanlar, ne kurbanlar ne de zorbalar, çoğu zaman bunun bir zorbalık olduğunu fark etmiyorlar… Ve de ne yapmaları gerektiğini bilmiyorlar… Pek çok vakada yöneticilerin haberi dahi olmuyor, tıpkı itfaiyeci Nicole Mittendorff vakasında olduğu gibi…

EN ÇOK FOTOĞRAF PAYLAŞIMI VE YORUMLAR CAN YAKIYOR

Avukat Altuğ Özgün, iş hayatında en sık karşılaşılan siber zorbalık vakalarının instagram ve sosyal medya üzerinden yorum yapmak olduğunu ya da işyerinin kullandığı sosyal medya araçları üzerinden kişinin yaptığı işle ilgili iğneleyici yorumlar yapılması olduğunu söylüyor. Sık rastlanan
bir diğer durum da sahte hesap açıp, işe yeni başlayan birisini ya da sevmediğiniz bir çalışma arkadaşını takip etmek, özel hayatıyla, cinsel tercihleriyle ilgili dedikoku yaymak.. Bir de işyeri kültürü çeşitlilik ve dahil etme kültürüne uygun değilse kişinin hayatını kabusa çeviren durumlar yaşanabiliyor. Eleştiri, taciz, lekeleme, dedikodu çıkarma en sık karşılaşılan siber zorbalık vakalarından.

KLAVYE KAHRAMANLARI İŞ BAŞINDA

Özgün, “Biz eğitimlerde şunu söylüyoruz, ‘çevrimdışı yapamayacağınız hiçbir şeyi çevrimiçi yapmayın’. Çünkü çevrimiçinde insanlar farklı kimliklere bürünüyorlar. Buna klavye kahramanlığı diyoruz. Daha cesur, daha yıkıcı olabiliyor insanlar” diyor.

İŞVEREN ÇALIŞANI GÖZETMELİ

Genellikle insanlar bu gibi durumları özel hayatın bir parçası gibi algılıyorlar ve işyerine getirmeleri gerektiğini bilmiyorlar. Avukat Altuğ Özgün, “İş kanunlarında işverenin çalışanı gözetme ve koruma yükümlülüğü var. Olay işyerinde ve iş saatlerinde geçmese de iş arkadaşları devreye girdi zaman işverenin koruma, gözetim yükümlülüğü zaten devrede. Artık dijital çağda yaşıyoruz… Dünyada 1 saniyede 3 milyon mail atılıyor. İşverenlerin dijital ortamda da çalışanların güvenliğini sağlama, bu konuda eğitimler verme yükümlülüğünün gündeme gelmesi lazım. Borçlar kanunun da mobbingi kapsayan madde var, her türlü psikolojik taciz yasaktır, işveren bu konuda çalışanları korumakla yükümlüdür diyor. Şirketler bu konuda politikalar yapabilir, workshoplar yaparak farkındalık yaratabilirler” diyor.

NEREYE BAŞVURMALI

Avukat Altuğ Özgün, siber zorbalığa maruz kalınan durumlarda yapılabileceklerini şöyle sıralıyor:

  • Öncelikle işyerinin iç politikalarına bakmak lazım. Biz her zaman önleyici davranış kalıbını oturtmaya çalışıyoruz şirketlerde. Öncelikle şirketin sosyal medya politikalarına bakılmalı, belli bir prosedür varsa o prosedür uygulanmalı…
  • Ancak böyle bir prosedür yoksa ilk önce yöneticisiyle konuşması lazım… Göz yumuyorsa İK ya da hukuk ve etik departmanlarına başvurması gerekir.
  • Şirketlerde bildirim hatları oluşturulabilir… Çalışanlar rahatsızlık duydukları, şüphe duydukları durumları bildirebilirler. Siber zorbalık eğitimleri verilmeli. Bol bol eğitim verip farkındalık yaratabilir.  Çıkış mülakatı yapılmalı.
  • Dönem içinde nabız yoklamaları yapılabilir.
  • Mağdur kişi, eğer şirket içinde yeterli korunma sağlanmadıysa, iş davalarına başvurabilir, mobbing gibi, manevi tazminat gibi, hakaret gibi, iş akdinin haklı nedenle feshi gibi davalar açabilir.

En çok görülen siber zorbalık yöntemleri

Siber güvenlik şirketi Kaspersk, en yaygın görülen siber zorbalık yöntemlerini şöyle sıralıyor:

  • İnternette birisi hakkında kaba, kırıcı veya utanç verici yorumlar veya söylentiler paylaşmak. k Birisini tehdit etmek veya kendisini öldürmesini söylemek.
  • Kaba veya kırıcı bir resim ya da video paylaşmak.
  • Birisi hakkında kişisel veya yanlış bilgi yaymak ya da taciz etmek amacıyla başka biri gibi davranmak.
  • Irk, din, etnik köken veya diğer karakteristik özellikler hakkında internette kaba veya nefret dolu isimler, yorumlar veya içerikler paylaşmak.
  • Birisi hakkında kaba veya kırıcı bir web sitesi hazırlamak.
  • İntikam almak, tehdit etmek ve insanların gizliliğini ortadan kaldırmak için adres, sosyal güvenlik, kredi kartı ve telefon numaraları, sosyal medya hesaplarına bağlantılar ve benzer özel verileri herkesle paylaşmak.

Türkiye’de yüzde 73 online tehdide maruz kalıyor

Microsoft’un 25 ülkede gerçekleştirdiği Dijital Nezaket Araştırması’nın sonuçlarına göre Türkiye, Dijital Nezaket Endeksi’nde 16. sırada. Online tehdide maruz kalma oranı globalde yüzde 70’iken Türkiye’de bu oran yüzde 73. Online risklerin hedefi olan kişilerin açıklamalarına göre, bu tehditler sıklıkla tanıdıklar tarafından gerçekleşiyor. En çok sosyal medya sitelerinde yaşanan bu tehditlerin ülkemizdeki oranları yüzde 39 politik söylem, yüzde 34 cinsel kimlik, yüzde 34 cinsel yönelim, yüzde 32 dini söylem, yüzde 29 dış görünüş konularından kendini gösteriyor. Bu konular istenmeyen erişim, nefret söylemleri, trolleme, istenmeyen cinsel mesajlaşma yöntemleriyle kullanıcılarda tehdit oluşturuyor. Online tehditler arasında en rahatsız edici olanlar;

  • yüzde 82 oranında ‘kişisel itibarın zedelenmesi’ ve yine yüzde 82 oranında ‘mesleki itibarı kaybı’,
  • yüzde 80 ile kadın-erkek ayrımcılığı,
  • yüzde 74 ile siber zorbalık ve
  • yüzde 68 ile ayrımcılık söylemi takip ediyor.

Kaynak: Hürriyet İK, 23 Şubat 2020