Bugün uzayan insan ömrü ile orta yaş 60’lara dayandı. Yakın bir zamanda iş hayatında ‘orta yaşlı’ pek çok çalışan göreceğiz. İş dünyası bu kişilerin bilgi birikim, deneyimlerinden yararlanabilir ama ne yazık ki halen pek çok iş ilanında 35 yaş sınırı karşımıza çıkıyor. Türkiye’de yaş ayrımcılığı genel olarak 40’lı yaşlarda başlıyor. 40’lı, 50’li yaşlarındaki kişiler hem işe alımlarda hem terfilerde yaş bariyerine takılıyorlar. Bu kişilerin daha pahalı, daha az üretken olduğu gibi mitler sebebiyle ciddi bir kaynak kaybı yaşanıyor.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER
Hürriyet İK

Yaş ayrımcılığı yani ageism, herhangi bir bireye yaşından dolayı yapılan ayrımcılığı ifade ediyor. Daha çok yaşlı bireylere kaşı yapılan bu ayrımcılık en çok iş hayatında görülüyor. Hala iş ilanlarında 35 yaşını aşmamış ibaresini görüyoruz… Ancak uzayan insan ömrüyle birlikte iş hayatı da uzuyor. İnsanlar 40, 50 hatta 60’lı yaşlarında en verimli ve deneyimli yıllarını yaşıyor.
Amerika’da Hiscox tarafından 40 yaş üzeri 400 çalışanla yapılan bir araştırmaya göre çalışanların yüzde 21’i yaş ayrımcılığına maruz kaldıklarını, yüzde 44’ü de tanık olduklarını söylüyorlar.
Çalışanlar, yaş ayrımcılığının iş, zam ve terfiye mal olduğunu düşünüyor. Kadın çalışanlar için ise durum daha vahim.

EN SIK MARUZ KALDIKLARI ÖNYARGILAR
Hiscox’un araştırması yaşlı çalışanlara karşı önyargıları da ortaya koyuyor. Araştırma kapsamında 40 yaş üstü çalışanlara, genç çalışanlar tarafından nasıl basmakalıp yargılara maruz kaldıkları sorulmuş. Katılımcıların yüzde 66’sı yeni yetkinlikler öğrenememeye dirençli görüldüklerini, yüzde 54’ü yeni teknolojiyi anlamayacağı ön yargısına maruz kaldıklarını ifade ediyor.
İşyerinde ayrımcılığa uğrayan herkes gibi yaş ayrımcılığına uğrayanların da motivasyonları ve verimlilikleri düşüyor. Yaş ayrımcılığına maruz kalanların yüzde 80’i kariyer yollarının yaştan etkilendiğini, yüzde 43’ü de yaş ayrımcılığı dolayısıyla işlerini terk ettiklerini söylüyor.
Yüzde 59’u yaş dolayısıyla yeni bir iş bulamayacaklarını belirtiyor.
ProPublica ve Urban Institute’ün bir araştırmasına göre de 50 yaş üzeri çalışanların yüzde 56’sı daha emekliliğe hazır değilken işlerinden kovulduklarını kaydediyor. Bu çalışanlar işten çıkarılmalarına sebep olarak “yaşlı kişiler bugünün taleplerini yerine getiremez”, “tekrar eğitimleri çok zor”, “çok fazla maaş ve yan hak veriliyor” gibi yorumlarda bulunmuş.

MİTTEN İBARET
Kuşak araştırmaları yapan Evrim Kuran orta yaş ve üzeri çalışanların daha pahalı, daha az üretken olduğunun birer mitten ibaret olduğunu ifade ediyor: “Pahalı olan bu yaş gruplarını yanlış değerlendirmektir. Bir örnek vereyim. Bugün dünyada ortalaması yüzde 45’e varan yetenek kıtlığı yaşanıyor. Yani şirketler aradıkları yeteneklere erişimde güçlük çekiyor. Türkiye’de bu oran yüzde 66. Yetenek kıtlığında dünya altıncısıyız. Küresel yetenek kıtlığının en önemli iki nedeni harika diplomalarla mezun olmuş gençlerin soft beceriler (iletişim, bağ kurma, takım çalışması, müzakere gibi) ve deneyim eksikliği. Yaşlanan nüfusun desteği böyle bir bağlamda ne kadar önemli bir düşünün.”
40-59 YENİ ORTA YAŞ
Bugün pek çok şirket çeşitliliği arttırmak için çabalıyor. Büyük çoğunluğu kadın erkek eşitliğine odaklı. Peki yaşlı çalışanları korumak, onları motive edip deneyimlerinden daha çok yararlanmak için bir şeyler yapıyorlar mı? Halen CV’lerde “35 yaşını aşmamış olmak” kriterini görüyoruz… 35 yaş artık orta yaş değil. İş hayatında en verimli yaşlarını yaşayan 40’lı 50’li yaşlardaki pek çok çalışanın kıymeti bilinmiyor.
Diğer taraftan insan ömrü uzuyor. Bugün 120 milyon 80 yaş üstü insan var ve sayılarının 2050’de 380 milyona ulaşması bekleniyor.
Dünya Sağlık Örgütü artan yaşam süresinin sonucu olarak 0-17 yaşı ergen, 18-65 yaş ise genç olarak tanımlıyor.
Dünya Bankası ekonomisti Wolfgang Fengler’in hesaplarına göre 2050 yılına eriştiğimizde, dünyada fazladan 2,2 milyar insan daha olacak ve toplam nüfus 9,5 milyara ulaşacak. Bu artış da yaş gruplarında şu şekilde değiştirecek:
– Çocuklar ve gençler (0-19 yaş): Yüzde 8’lik artış ile 2,5 milyardan 2,7 milyara erişecekler.
– Genç yetişkinler (20-39 yaş): Yüzde 14’lük artış ile 2,2 milyardan 2,6 milyara erişecekler.
– Yeni orta yaş (40-59 yaş): Yüzde 38’lik artış ile 1,7 milyardan 2,2 milyara erişecekler.
– Büyükanne-Büyükbabalar (60-79 yaş): Yüzde 100 artışla 760 milyondan 1,6 milyara erişecekler.
– Yeni “yaşlılar” (80+): Bugün 120 milyon olan sayıları, yüzde 211 artışla 380 milyona erişecek.

KAYIP BİR KAYNAK
Evrim Kuran, bu tabloyu iş hayatı açısından şöyle yorumluyor: “Aynı anda 4-5 kuşağın aynı iş ikliminde bulunacağı zamanlar yaklaşıyor. Yaş 35 artık yolun yarısı değil ve aslında bu demografik değişiklik özellikle de çalışmanın ve tüketimin yeni dünyasında, yeni bir sınıfın oluştuğunu ve yeni bir iş etiğinin konuşulması gerektiğini anlatıyor. Dünyanın gelişmiş ekonomileri işe alımdan kariyer planlamaya, emeklilikten iş yaşam dengesine varana dek tüm çalışan deneyimi aşamalarında bu tartışmalara başlayalı çok oldu.
Türkiye’de 55 yaş üstü nüfus 14 milyon 800 bin. Yani toplam nüfusumuzun yüzde 18’i. Bu nüfusun yüzde 25.5’ü halen çalışma hayatında. Bana sorarsanız düşük bir oran. Burada kayıp bir kaynak var. Türkiye gibi genç nüfuslu ülkelerde orta yaş ve üzeri çalışanların değerli bir insan kaynağı olarak görüldüğünü sanmıyorum. Oysa ki ‘reskilling’ yani yeniden beceri kazanımı programları ile kurumlarda kuşak çeşitliliğinin sağlanması hem kurumsal hafıza hem de örgütsel barış için çok kıymetli.”

TÜRKİYE’DE AYRIMCILIK
40 YAŞLA BAŞLIYOR

Çalışmanın sadece gençlerin değil yaşlıların da topluma katılımını sağlamak açısından bir gereklilik olduğunu söyleyen Evrim Kuran, “İlginçtir ki, ülkemizde yaş ayrımcılığının 40 yaşla birlikte başladığını gözlemliyorum. İş ilanlarında bu konudaki ihlaller apaçık ortada. Açıkçası ben yaş ayrımcılığı yapan bir şirketin, örneğin toplumsal cinsiyet eşitliği alanındaki çalışmalarını da samimi bulmuyorum. Bir şeyi nasıl yaptığın her şeyi nasıl yaptığını anlatır” diyor.

CEO VE ÜST DÜZEYDE
YAŞ SINIRI ESNEDİ

İnsan kaynakları yöneticisi Akgül Can Beyhan, Amerika ve Avrupa ülkelerinde kanunla yasaklanan yaş ayrımcılığının, Türk İş Kanunu’nda henüz yeri olmadığını ve bu nedenle de iş ilanlarında halen “35 yaşını aşmamış” gibi kriterler görüldüğünü söylüyor.
Akgül Can Beyhan, “Batılı ülkelerde Equal Employer Opportunity policy denilen; çalışanlara eşit fırsatlar uygulanması politikası ciddi sınırlayıcı bir uygulama olarak yasal bir tabana oturmakta. Türkiye’de ise yasal bir sınırlama olmadığından yaş konusu işe alım süreçlerinde rahatlıkla bir kriter olarak kullanılabiliyor… Elbette herkesin eşitlendiği bir zeminde insan kaynağı yönetimi yapmaya çalışan, bu konuya dikkat eden yabancı sermayeli ya da lokal kurumsal şirketleri bu değerlendirmenin dışında tutuyoruz” diyor.

Şirketlerin
ömrü kısalıyor

Dünya Sağlık Örgütü’nün 0-17 yaşı ergen, 18-65 yaş ise genç olarak tanımladığına dikkat çeken Beyhan, “Hal böyleyken çalışacağı şirkete; üretkenliği, dinamizmi, eğitimi, deneyimi ile katma değer sağlayacak kişilere sadece CV üzerinden bir bariyer koymak elbette sağlıklı değil. Herkesin yaşına göre biriktirdiği tecrübe, genetik süreci ve hayata bakış açısı farklı. Bu bariyerlerin rasyonel bir çizgide olması gerekir.
Ancak artık yaş konusunu eskisi gibi bir engel olarak görmeyen, liyakatli, belli konularda deneyim kazanmış adayları çekmeye çalışan şirketlerin de sayısı giderek çoğalmaya başladı. Özellikle yönetim kademesinde sektörel know-how sahibi yöneticilerin yaş sınırına takılmadan, hatta emeklilik hakkını kazandıktan sonra çalışma hayatına devam ettiğini görüyoruz.
Diğer taraftan eskiden şirketlerin ortalama ömrü daha uzunken, ATO’nun yaptığı bir araştırmaya göre artık 12 yıl… Buna karşılık uluslararası şirketlerin ortalama yaşı; 40-50 yıl arasında değişmekte. Buna Forbes 500 şirketleri de dahil.. Yani şirketlerin ömrü kısalıyor, insanların yaşam ömrü ise artıyor, bu durumda çalışanların farklı şirketlerde çalışmaya devam etmesi de doğal.. Şirketler için çalışan bağlılığı, yüksek performans aldığı çalışanını şirkette tutmak elbette en önemli konu, bu noktada yaş sınırını kaldırıp çalışanını emekli etmek, ayrılmak istemediği halde yollarını ayırmak noktasına artık eskiye nazaran daha az gidildiği görülmekte… CEO ve üst düzey yöneticilerde de artık yaş sınırı esnemiş durumda… Yaşanan ekonomik virajları ve konjonktürel gelgitleri rahatlıkla göğüsleyebilecek bir deneyim ve yönetim vizyonu artık birincil konu olduğundan yaşla gelen deneyime daha çok önem veriliyor, bariyer eskiye nazaran konulmuyor” diyor.

Şirketler
ne yapabilir?
– Web sitenizde, iş ilanlarınızda çalışanların fotoğraflarını yayınlarken sadece cinsiyet çeşitliliğine değil, yaş, ırk gibi diğer çeşitliliklere de dikkat edin.
– İş ilanlarında kullandığınız dile dikkat edin.
– Eğitim, gelişim ve terfi imkanları sadece genç çalışanlar için değil tüm çalışanlar için sunulmalı.
– Yöneticilere eğitim verilmeli. Yöneticiler çoğunlukla bilinçsiz önyargılar sebebiyle genç insanları işe almaya daha meyilliler.
– Şirketler, yaş ayrımcılığı yapmadan herkese eşit işe alım ve terfi imkanı sağlanacağını taahhüt etmeli.

Burcu ÖZÇELİK SÖZER, Hürriyet İK, 08.03.2020