COVID-19 salgını tüm dünyanın dengelerini şaşırttı. Tarihteki büyük sosyal olayların aslında toplumu bir araya getirmesi beklenir. Pandemi sürecinde COVID-19 bizi bütünleştirdi mi ayrıştırdı mı? Araştırmalar gösteriyor ki, pandemi süreci en başta kadınlar ve çocuklar için var olan eşitsizliği daha da arttırdı. TEİD Yönetim Kurulu Üyesi ve Gün + Partners Yönetici Avukatı Filiz Toprak Esin, pandeminin eşitsizliği nasıl arttırdığını anlattı.  

Çeşitlilik ve kapsayıcılık uzun yıllardır şirketlerin gündeminde olsa da aslında eşitlikten çok uzağız. Bu durum sadece Türkiye’nin değil pek çok ülkenin de ortak sorunu. Pandemi sürecinde de ne yazık ki eşitsizlikten en çok etkilenen kesim yine kadınlar ve çocuklar oldu.

Etik ve İtibar Derneği TEİD Yönetim Kurulu Üyesi Av. Filiz Toprak Esin, pandemi süreciyle beraber, devletlerin finansal güçlerine göre değişen oranda halklarına destek olduğunu belirterek, “Sonrasında ise kısa vadedeki bu toplumsal birleşme orta vadede bizi sanki derin bir yalnızlığa itti” diyor.

Avukat Filiz Toprak Esin, sözlerini şöyle sürdürdü: “2020 yılında çeşitlilik ve kapsayıcılık konusunda en sarsıcı gelişme pandeminin tam ortasında Amerika Birleşik Devletleri’nde (ABD) George Floyd’un öldürülmesi ve akabinde başlayan “Black Lives Matter” protestoları oldu. ABD’nin gelmiş geçmiş en büyük toplumsal hareketi olarak kabul edilen protestolar, sistematik ırksal eşitsizliğin ne demek olduğunu, yeni normalde eşitlik, çeşitlilik ve kapsayıcılığın yeniden tanımlanması gerektiğini gösterdi. Öte yandan, ABD’de açıklanan verilere göre koronavirüs yüzünden hayatını kaybedenler arasında Afrika kökenli Amerikalı siyahilerin ve Latin kökenlilerin oranının daha fazla olduğu belirtildi. Açıklamalarda oranlar arasındaki farkın ekonomik eşitsizlikleri ve sağlık hizmetlerine herkesin eşit oranda erişemediği gerçeğini yansıttığı görüldü.

Eşitsizlik büyük problem

Avrupa Konseyi Ayrımcılıkla Mücadele Başkanlığı, Ayrımcılığın Önlenmesi, Çeşitlilik ve İçerme Yönlendirme Sekreterliği (CDADI) tarafından hazırlanan, COVID-19’la Mücadelenin Ayrımcılıkla Mücadele, Çeşitlilik ve İçerme Boyutları başlıklı tanıtım notu Nisan 2020’de yayımlandı. COVID-19 salgınının sağlık hizmetlerine, sosyal hizmetlere, eğitime ve istihdama erişim gibi dezavantajlı grupların karşı karşıya kaldığı var olan eşitsizlikleri ve problemleri ağırlaştırdığını özellikle belirtirken üye ülkelere de bazı tavsiyelerde bulundu.

Öte yandan, Türkiye’deki azınlıkların hastalığa yakalanma oranının ve tedaviye ulaşmadaki fırsat eşitliğinin nasıl olduğu tam olarak bilinmemekte. Eğitim alanında ise uzaktan eğitimin başlamasıyla azınlık ya da toplumun dar gelir seviyeli kısmının dijital yoksunluktan daha fazla etkilendiğini, bu bağlamda toplum içindeki farklı kesimler arasındaki makasın daha da açıldığını gördük. Ancak bu farkı sadece bilgiye erişimdeki fırsat eşitsizliğiyle sınırlı görmemek gerekir.

Kadınlar daha olumsuz etkileniyor

Salgın döneminde raporlanan şiddet olayları, kadına yönelik şiddetin yanı sıra hane içi şiddetin de artma eğiliminde olduğunu gösterdi. COVID-19 Krizinin İşletmeler Üzerindeki Etkilerinin ikinci Anket Sonuç Raporu, kadın çalışanların krizden daha çok etkilendiğini ortaya koydu. Krizin, çocuk ve hasta bakımı, hijyen ve gıda güvenliği gibi aile ile ev içine ilişkin sorumlulukları artırması nedeniyle özellikle kadın çalışanlar üzerinde daha yoğun bir etki oluşturduğu görülüyor. Raporda COVID-19 salgınından dolayı çalışanlarının iş-yaşam dengesinde zorlandığını gözlemleyen firmaların yüzde 34’ü kadınların daha olumsuz etkilendiğini belirtiyor.”

Türkiye 27. sırada yer alıyor

Economist’in oluşturduğu Cam Tavan Endeksi’nin 2019 verilerine bakıldığında ise Türkiye listelenen 29 ülke arasında Güney Kore ve Japonya’dan sonra 27. sırada yer alıyor. Böyle bir coğrafyada COVID-19’dan en çok etkilenen kesim ise kadınlar ve çocuklar. Bilim insanları ulusal düzeyde, herkesi kapsayıcı önlemlerin mi yoksa riskli grupları gözeten özel önlemlerin mi salgınla mücadele konusunda daha etkili olduğunu tartışadursun, iş dünyasının pandemiyi atlatabilmesi için eşitlikten vazgeçmemesi gerektiği gün gibi ortada. Analistler, iş dünyası liderlerinin daha fazla cinsiyet eşitliği için harekete geçmelerinin ekonominin de umudu olacağını vurguluyorlar.