Ağustos, 2006 için arşiv

SONY EURASİA GENEL MÜDÜRÜ MOHSEN NOOHİ

Türkiye de iş yapmak rodeo yapmak gibi keyiflidir ama çok düşer kalkarsınız

27 yıldır Sony de çalışan Mohsen Noohi, 2002 den beri Türkiye de Sony Eurasia Pazarlama Genel Müdürü olarak görev yapıyor. Noohi ye göre Türkiye, genç nüfusuyla tipik bir Sony ülkesi, dolayısıyla en hızlı büyüyen ülke. Noohi, Türkiye de iş yapmayı rodeo yapmaya benzetiyor: “Çok kez düşer kalkarsanız ama çok da keyif alırsınız.”

Sony Eurasia Pazarlama Genel Müdürü Mohsen Noohi 51 tam 27 yıldır aynı şirkette çalışıyor. İran da doğmuş, 13 yaşında ailesiyle birlikte daha iyi bir eğitim için İngiltere ye göç etmiş. Bu karar ailesini ekonomik olarak çok zorlamış ama sonunda başarmışlar. Londra da lisans ve MBA eğitimlerini tamamladıktan sonra ne yapacağı konusunda kararsız kalan Noohi birkaç yere başvurmuş. Önünde iki seçenek varmış: Procter Gamble veya Sony.
Neden Sony yi seçtiğini şöyle anlatıyor: “Sony o zamanlar genç ve dinamik bir şirketti, şimdiki gibi ünlü de değildi. Procter Gamble ise çok disiplinliydi. Sony de kendim olabileceğimi düşündüm. Genç bir adam için bu büyük bir karardı; bir tarafta dev bir Amerikan şirketi, bir tarafta da henüz bilinmeyen küçük bir Japon firması. Sony i seçince babam benimle 3 ay konuşmadı.”
1979 da Sony de çalışmaya başlayan Noohi, 18 ay boyunca üretimden finansa, satış-pazarlamadan reklama kadar şirketin her departmanında çalıştı. Bu, işe yeni başlayanlara verilen eğitimin bir parçasıydı.

TÜRKİYE’YE GELİR GELMEZ KÖRFEZ KRİZİ BAŞLADI
12 yıl İngiltere de satış ve pazarlama departmanlarında çalıştıktan sonra, 1990 da Almanya da Sony nin genel merkezine geçti. Tüm Avrupa da ürünlerin satışından sorumlu oldu, sonra Berlin de satış ve pazarlamanın başına geçti ve 2002 de Türkiye ye geldi. Bu kendi tercihiydi: “Türkiye yi isteme nedenim Türkiye nin Sony için büyük bir fırsat olduğunu düşünmemdi.”
Mohsen Noohi Türkiye ye büyük bir heyecenla geldi ama ilk 6 ay işler umduğu gibi gitmedi. Tam o sırada patlayan Körfez Savaşı, Sony yi de etkiledi: “Ürünlerimiz her zaman başarılıydı, o nedenle daha fazla prezentasyona başladık. Türkiye nin pekçok yerinde Sony Center lar açtık. Teknosa, Yalçınlar gibi anahtar müşterilerimizle ilişkilerimizi daha da geliştirdik. Şimdi insanlar Sony ürünlerini daha çok görüp alabiliyor.”
Noohi, bu yıl Sony nin Türkiye deki tüm şirketlerinin Sony Eurasia, Sony BMG Müzik, Sony Ericsson 500 milyon dolarlık Sony ürünü satacaklarını söylüyor.
Karısı, 8 ve 4 yaşlarındaki iki çocuğu ile Türkiye ye gelen Mohsen Noohi ve ailesi Türkiye de yaşamayı seviyor. Türkiye nin Berlin ve Londra dan çok farklı olduğunu söyleyen Noohi, İran kültürüyle benzerlikler gösterdiği için adaptasyonda zorluk çekmediklerini söylüyor. Noohi: “Sürekli ülke değiştiren bir işadamının daima sevdiği ve sevmediği şeyler olur fakat bir süre sonra sevmediğiniz şeyler kaybolur çünkü alışırsınız.”
Yurtdışından Sony yöneticileri bizi ziyarete geldiğinde bana Türkiye yi soruyor. Ben de onlara turist olarak mı soruyorsunuz yoksa iş olarak mı diyorum. Turist olarak Türkiye, görsel zevklerin, kültürlerin buluşma noktası ama iş hayatı rodeo yapmak gibi, diyorum. Çok eğlenceli ama her an düşebilirsiniz. Her düştüğünüzde kalkıp tekrar binersiniz. Avrupa da iş yapmak ise Rolls Royce a binmek gibi. Sadece küçük sarsıntılar ve engebelerle karşılaşır, çukurlara girersiniz ama pek hissetmezsiniz.

Türkiye’de kaç Sony var, hangisi ne yapıyor
Japon devi Sony, elektronik eşyadan müziğe, film yapımcılığından bankacılığa kadar her alanda faaliyet gösteriyor. Türkiye deki Sony şirketleri de 500 milyon dolarlık bir iş hacmine sahip.
SONY EURASIA Yüzde yüzü ana şirket Japon Sony Corp. a ait olan Sony Eurasia Türkiye de 1993 ten beri faaliyet gösteriyor. 145 personeli var. Büyüklükleri 60-150 metrekare arasında değişen 40 ildeki 80 Sony Shop ta LCD TV ler, video projektörler, monitörler, dijital fotoğraf makineleri, video kameralar, DVD VCR lar, ev müzik ve sinema sistemleri, walkman ve portatif müzik sistemleri ve PlayStation lar satıyorlar. Birkaç ay içinde bu kategorilere eklenecek VAIO bilgisayar serileriyle, tüm kategoriler Türkiye de satışa sunulmuş olacak.
SONY BMG MUSIC ENTERTAINMENT 2004 te kurulan müzik devi, 43 ülkede faaliyet gösteriyor. Sony BMG nin şirketleri şunlar: Arista Records, Burgundy Records, Columbia Records, Epic Records, J Records, Jive Records, LaFace Records, Legacy Recordings, RCA Records, Sony BMG Nashville, SONY BMG Masterworks, Sony Urban Music, Sony Wonder, Verity Records. Şirketin Türkiye de de bir temsilcisi var.
SONY ERICSSON 2001 de Sony ve İsveç şirketi Ericsson tarafından kuruldu. Sony Ericsson, küresel iletişim pazarına cep telefonları, aksesuarlar ve PC kartlar sunuyor. Merkezi Londra da bulunan Sony Ericsson un Avrupa, Japonya, Çin ve Amerika daki Ar-Ge bölümleri dahil tüm dünyada yaklaşık 6 bin çalışanı bulunuyor.

Kadınlar daha güvenilir çünkü daha az politik
Takımımda pekçok kadın var. Onlara güveniyorum. Bir problem hakkında konuştuğunuzda daha az politik olduklarını görüyorsunuz ve fikirlerine güvenebiliyorsunuz. Türkiye de pazarlamada çok kadın var ama satışta yeterli değil. Sanırım bu kültürle ilgili. Ama bence ikisi de aynı disiplinde.

Sertifikadan çok yetenek önemlidir
Yeni bir insan şirkete geldiğinde benim için sertifikalarından çok yetenekleri önemlidir. Her yeni gelen bir eğitim sürecinden geçiyor. Örneğin geçen yıl şirketteki herkesi, resepsiyonisti bile, Koç Üniversitesi’ne gönderdik. Pazarlamayı ve müşteri odaklı bir firma olmayı öğrendiler. Pazarlama sadece pazarlama departmanının değil herkesin işi.
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 27,08,2006

Reklamlar

HALKLA İLİŞKİLER GRUBU WILLARD IN CEO SU MICHAEL WILLARD

Bu bölgede bir markanın tamire bile ihtiyacı olsa, üzeri boyayla kapatılmaya çalışılıyor

1998 yılında Burson-Marsteller ın Kiev ofisini satın alarak, The Willard Group Companies i kuran Michael Willard, 2001 yılında Moskova ofisini, 2005 yılında da İstanbul ofisini açtı. 100 kişinin çalıştığı Willard Group, halkla ilişkiler, kurumsal ilişkiler, danışmanlık, pazarlama, medya eğitimleri ve reklam konularında hizmet veriyor. Willard Group CEO su Michael Willard ve Willard Group İstanbul Ofisi Genel Müdürü Sevda Erensel le Willard Group u ve halkla ilişkiler sektörünü konuştuk.

Willard Group İstanbul da ofis açmaya nasıl karar verdi?
MW: Ukrayna da ve Rusya da Türk şirketlerle pek çok iş yapıyoruz. Örneğin Ukrayna da Turkcell, Rusya da ise Migros la çalışıyoruz. Bu nedenle Türkiye de bir ofis açmaya karar verdik. Ayrıca duygusal nedenler de var, Türkiye ye sık sık geliyorum, insanları ve ülkeyi çok seviyorum.
Uzun yıllar Amerika da gazetecilik, siyasilere danışmanlık yapmış ve ardından da bir PR ajansı kurmuş birisi olarak bu sektördeki etik kuralları değerlendirir misiniz? Ülkeden ülkeye nasıl farklılıklar gösteriyor?
-ABD bu konuda en etik ülke. Şu anda bulunduğum ülkelere doğru kaydıkça etik kavramları farklılaşıyor. Biz haber değeri olan mesajlar oluşturuyoruz. Bu işin en etik yolu da bu. Medyaya servis veren bir hizmet olmak, doğru mesajlar verebilmek. Biz imaj yapıcı veya yönetici değil problem çözücüyüz. İletişimde bir problem varsa onu çözüyoruz. Ukrayna, Rusya ve Türkiye gibi ülkelerde sorun ortak. Pek çok PR ajansı var. Marka bir sorunuyla bir iletişim danışmanına gittiğinde, tamire bile ihtiyacı olsa bu bölgedeki ülkelerde üzeri boyayla kapanmaya çalışılıyor. PR ın bir ikna metodu olduğu ve bir-iki renkli cümleyle insanların ikna edilebileceği düşünülüyor. Ben önce problemin çözülmesini ardından da iletişimin yapılmasını doğru ve etik buluyorum.
Bir PR cının gazetecilik kökeninden gelmesi ne kadar önemli?
-Ben gazetecilik kökenliyim, daha önce Kentucky ve Batı Virginia eyaletlerinde United Press International ın yöneticiliğini yaptım ve kariyerimin ilk yıllarında da Orlando Sentinel ve Tampa Times gibi birçok gazetede muhabir olarak çalıştım. Bugün de 15 bin tirajlı aylık The Ukrainian Observer dergisinin yayıncılığını ve köşe yazarlığını sürdürüyorum. Bence bir PR cının gazetecilik kökenli olması iyi bir şey. Basını bu sayede daha iyi anlayabiliyorsunuz. Neyin haber değeri taşıyıp taşımadığını, gazetecinin neyi haber yapabileceğini daha iyi biliyorsunuz.
PR cılar gerekli gereksiz en küçük bir şeyin bile haberini yaptırmak isteyebiliyorlar? Bu tarz baskılar yurtdışında da oluyor mu?
MW: Evet firmalar kendilerini haber olarak görmek istiyor. İşte biz de firmalara verdiğimiz medya eğitimleriyle onlara yaptıkları herşeyin haber olamayacağını anlatmaya çalışıyoruz. Onlara haberin ne olduğunu ve neyin haber değeri taşıdığını, gazetecilere verilen mesajın nasıl oluşturulacağını, nasıl sunacaklarını anlatıyoruz.
SE: Müşteri ne yazık ki kendi yaptığı en ufak bir promosyonun bile haberini basında görmek istiyor. Markalar agresif bir şekilde haberlerini yaptırmak istiyorlar.
Halka ilişkiler sadece basınla ilişkiler mi?
SE: Hayır. Müşterimizle olan ilişkilerimiz eğitim çerçevesine de giriyor. Yönlendirme yapıyoruz ki sadece gelip ben basında yer almak istiyorum demesinler. Bazen şöyle sorularla geliyorlar: “Kaça haber çıkarıyorsunuz?” “Tamam. Biz sizinle çalışalım ama haber garantisi veriyor musunuz?” vs.
Bu tarz şeyler yurt dışında da yaşanıyor mu?
MW: ABD de bu tarz şeyler pek olmaz. Ama benim çalıştığım bölgelerde olabiliyor. Hatta haber garantisi isterken iyi haber garantisi istiyorlar, kötü olmasın diyorlar. Bir de benim gözlemlediğim diğer bir örnek Doğu Avrupa da yazılan haberin röportajı yapılan kişiye gösterilmesi. Bu Amerika da asla olmaz. Bu profesyonellik değil. Biz tüm bunları medya eğitimlerinde öğretiyoruz.
PR cıların müşterisi olan markayı bilmesi ne kadar önemli?
MW: PR ın en büyük özelliği yeni hedef kitleler yaratmasıdır. Marka iletişimi oluştururken zaten birçok markanın ne yapacağı bellidir. PR uzmanı markayı çok iyi bilmeli ve farklı hedef kitlelere o markayla ilgili mesajları iletecek çözümler bulmalı. PR ajansının başarısının sırrı burada gizli.

3 mesajdan fazlasını vermeyeni
Michael Willard aynı zamanda senatörlere ve siyasilere de danışmanlık hizmeti verdi. Şu andaki Romanya ve Ukrayna başkakanları da Michael Willard dan medya eğitimi alan isimlerden. Willard basına mesajlarını en iyi şekilde vermek isteyenlere şu öğüdü veriyor: “En önemlisi 3 mesajdan fazlasını vermemek ve bir mesaj verirken lafı dolaştırmamak. Gazeteci size bir şey eklemek ister misiniz diye sorarsa bu size mesajınızı vermeniz için bir fırsattır.”
Willard Group İstanbul Ofisi Genel Müdürü Sevda Erensel ve Willard Group CEO’su Michael Willard.
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 13,08,2006

Çalışanların firmalarının kurallarına uyup uymadığını ve müşteri gözüyle firmanın nasıl algılandığını tespit eden gizli müşteriler bir video kamera gibi çalışıyor. Kendilerine verilen senaryolar ve soru formlarıyla mağazayı, lokantayı, oteli, bankayı vb. ziyaret ediyor, müşteri taklidi yapıyor, sonra da izlenimlerini firmaya aktarıyorlar. ABD de bu işi yapmak için gizli müşteri mesleki birliği MSPA dan sertifika almak gerekiyor. Bu işten geçimlerini sağlayanlar bile var. Türkiye de ise gizli müşterilik, bir ek iş. Emekli de, öğrenci de, kadın da erkek de yapabiliyor. Bazen iyi ücret alıyorlar bazen yalnız giderleri karşılanıyor. Gizli müşteri hizmeti veren şirketlerin portföylerinde her profile uygun adaylar bulunuyor.

Gizli müşteri yöntemi, müşteriyle yüz yüze ya da telefonla temas edilen tüm firmalarda uygulanıyor. Bankalar, restoranlar, sağlık merkezleri, perakendecilik sektörü bu uygulamayı benimsemiş durumda.

Gizli müşteri hizmeti veren firmalardan Retailing Institute ün Başkanı Renan Burduroğlu, her firmanın belli standartları olduğunu ve gizli müşterilerin de bu standartları denetlediğini söylüyor: “Gizli müşteri bir mağazada müşterinin nasıl karşılandığını, sipariş edilen yemeğin ne kadar sürede geldiğini, müşterinin nasıl uğurlandığını, bir bankada kuyruk varsa kaç kişiden sonra yeni bir kasanın açıldığını, firmanın kuralları doğrultusunda denetliyor ve bunu rapor halinde bildiriyor.”

Her firmanın profiline uygun gizli müşteri bulunması gerekiyor. Örneğin bir şirket için 25 yaşında bir genç, diğeri için ev kadınları ya da çalışan kadınlar seçilebiliyor.

GİZLİ MÜŞTERİ
NASIL BULUNUYOR?
Gizli müşteriler referanslar yada firmaya gönderilen CV ler sayesinde bulunuyor. Aranan en önemli özellikler gözlem yeteneğinin güçlü olması ve düzgün raporlama yapabilmesi. Bu özellikler yapılan görüşmeler, hafıza ve algılama testleri ve pilot çalışmalar sayesinde ortaya çıkıyor. Renan Burduroğlu, “Bazı insanlar vardır siz söylemeden detaylara dikkat ederler bu bizim hoşumuza gider, bazı insanlar da siz ne kadar anlatırsanız anlatın genele bakar, biz onu tercih etmeyiz” diyor.
Türkiye de 80 lerden beri ama asıl 90 larda uygulanmaya başlayan gizli müşteri yönteminin ana vatanı ABD. 20. yüzyılın başında, Integrity Shopping denilen, çalışanın birebir denetlendiği bir sistem olarak başladı. Kasadaki görevlinin para çalıp çalmadığını denetleyen sistem, 1940 larda müşteri hizmetlerini ölçecek şekilde değişti. ABD de gizli müşteri ve işveren bir araya gelmiyor, e-mail yoluyla haberleşiyor. Gizli müşteri meslek birliği MSPA in Mystery Shopping Providers Association-Gizli Müşteri Birliği sertifikasına sahip kişiler bu işi yapabiliyor.
ABD de bu işten hayatlarını kazananlar var ama Türkiye de bir ek iş olarak görülüyor. Ücretlendirmeler çok değişken. Eğer gizli müşteri az bulunan bir profildeyse veya kendisine verilen form çok karışıksa ücret daha fazla olabiliyor. Bazen de sadece karşılanabilir giderleri alabiliyor; örneğin film izliyor, lüks bir restoranda yemek yiyor, bir otelde kalıyor, bunun dışında bir ücret almıyor veya çok düşük bir ücret alıyor.

METRO KENDİ
MÜŞTERİSİNDEN SEÇİYOR
Metro Cash Carry, bu yöntemi 2002 den beri uyguluyor. Gizli müşterileri kendi müşterileri arasından seçiyorlar. Metro da gizli müşteri olabilmek için Metro müşterisi olmak ve en az 4 aydır alışveriş yapıyor olmak gerek. Merkezi Müşteri İlişkileri Müdürü Ali Karaman, müşterilerden gelen başvuruları değerlendirdiklerini veya kendilerinin teklifte bulunduklarını söylüyor. Uygun gördüklerini birlikte çalıştıkları Proje İletişim firmasına yönlendiriyorlar. Metro nun 9 mağazası ayda 8 kez gizli müşteriler tarafından ziyaret ediliyor. Ali Karaman, “Gizli müşteri, mağazanın çok iyi yada çok kötü bir anında içeri girebilir” diyor. “Önemli olan mağazanın genelini görmek. Ayda 8 ziyaret bizim için ideal.”
Personel bu ölçümlerden sene sonunda etkileniyor ve değişken maaşların bir kısmı bu sonuçlara bağlı olarak değişiyor.
Metro ya gelen gizli müşteriler tüm alışveriş tecrübelerini soru formu ve altlarına ekledikleri kişisel düşünceleriyle özetliyor. Otoparka girişlerinden kasadan çıkışa kadar tüm tecrübelerini soru formuna aktarıyorlar.

GİZLİ MÜŞTERİ KOLAY
DEŞİFRE OLUYOR
Karaman, Metro da en çok yaka kartlarıyla ilgili sorunlar olduğunu söylüyor: “Gizli müşteriler yaka kartlarını çok net göremediklerini söylüyor yada kasada beklemeyle ilgili sorunlar yaşıyor. Formdaki sorulardan biri de koku olup olmadığı. Gizli müşteriler Adana da şarküteri bölümünde kötü koku olduğunu söylediler. Sistem yenilendi ve o koku kalktı.” Gizli müşterilerin bir süre sonra deşifre olduklarını, hatta bazılarının çalışanlara gidip “ben gizli müşteriyim ona göre davran” ya da işletme müdürüne “beni gizli müşteri yaptılar ama ayıp olmasın şimdi size” diyenler olduğunu söylüyor Ali Karaman: “İdeal olan bir gizli müşterinin 3-4 rapor hazırlaması ve ondan sonra değişmesi. Bir de uzun süre yapınca iş körlüğü başlıyor.”

Bu yöntem, çalışanlara ceza vermek için kullanılamaz
Gizli müşteri yönteminde amaç, denetlenen şirkette müşteri memnuniyeti yaratmak, yanlışları bularak güçlü yanları ortaya çıkarmak ve tabii çalışanlarda davranış değişikliğine yol açmak. Trio Gizli Müşteri Departmanı Direktörü Olcay Soykan, “Eğer personel sürekli denetlendiğini bilirse, sonuçlar çalışanlarla paylaşılırsa ve belli bir ödül mekanizması işliyorsa, bir süre sonra çalışanlarda davranış değişikliği görülür” diyor.
Gizli müşteri yönteminin uygulanacağından o şirkette çalışanların haberi olması gerekiyor. En önemli nokta, bu işin bir cezalandırma yöntemi olmadığına çalışanları ikna etmek. Sadece gizli müşteri çalışması sonuçlarına bakarak çalışanı işten çıkarmak ABD deki gizli müşteri meslek birliği MSPA in etik kurallarına da kesinlikle aykırı.
Gizli müşteri yöntemi şöyle uygulanıyor: Önce bu hizmeti talep eden firmalarla toplantı yapılıyor. Firmanın uyguladığı prosedürler ortaya konuyor ve bir proje tasarlanıyor. Retailing Institute ün Başkanı Renan Burduroğlu “Mesela A firması müşterinin günaydın diye B firması iyi günler diye karşılanmasını isteyebilir, bu bile kurumsal yapının bir parçasıdır” diyor. Sonra bir senaryo hazırlanıyor. Gizli müşteri ürün mü satın alacak, yoksa sadece pazarlık mı yapacak ya da ürünü iade mi edecek, tüm bunlar senaryoyu oluşturuyor. Daha sonra bir değerlendirme formu hazırlanıyor. Gizli müşteriler mağazayı ziyaretlerinden sonra dışarı çıkar çıkmaz soru formunu dolduruyorlar, bu sayede hem gözlemlerini unutmuyor hem de deşifre olmuyorlar. Daha sonra bu formları raporlayıp firmaya aktarıyorlar.

MCDONALD’S’TA
HAFTADA BİR
2003 ten beri gizli müşteri yöntemini uygulayan McDonald s restoranlarını her hafta bir gizli müşteri ziyaret ediyor. Genel temizlik, personelin kıyafeti ve görünümü, konukseverlik, hızlı servis, ürün kalitesi ve tuvalet temizliği alanlarında gözlem yapıyor. Pazarlama Araştırma ve Analiz Sorumlusu Burçin Başaran, “Gizli müşterinin ziyaret saatinde vardiyada bulunan personel başarılı bulunmuşsa ödüllendiriliyor” diyor. O ay en yüksek puanı alan restoranlarda “Gizli Müşteri” ziyaretinin yapıldığı gün ve saatte görev yapan ekibin hangisi olduğu vardiya programından bulunuyor. Ekip topluluk içinde alkışlanıyor, müzik CD si, tiyatroya, konsere bilet ya da bir tişört gibi küçük ödüllerle sevindiriliyor.
1999 dan bu yana gizli müşteri yöntemi uygulayan Yapı Kredi, bu süre içinde hizmet kalitesinde “yüzde 60 ı geçen” bir gelişme sağladığını belirtiyor. Gizli müşteriler, Koçbank ve Yapı Kredi şubelerini ziyaret ederek, çağrı merkezlerini arayarak, çalışanların standartlara uygun davranıp davranmadığını tespit ediyor. Banka, araştırma sonuçlarını çalışanlarla paylaşıyor ve performans değerlendirme sisteminin bir parçası olarak kullanıyor.

Üç gizli müşteri anlatıyor
EMEKLİ ÖĞRETMEN 54
Bir tanıdığım gizli müşterilik yapmıştı, ben de ondan duydum. 2 senedir gizli müşteri olarak çalışıyorum. Her firmanın gözlemlenmesini istediği konular farklı. Birçok sektöre gidiyorum ve hataları gördükçe bu araştırmalar daha çok yapılsın istiyorum. Bu iş bana ek kazanç sağlıyor, ama eğer sahada bütün bir ay devamlı çalışsam geçimimi sağlayabilirdim de. Ben bir ayda en fazla 2 hafta çalışıyorum.

ÜNİVERSİTE ÖĞRENCİSİ 23
İşletme Enformatik bölümü son sınıf öğrencisiyim. Trio da pekçok departmanda çalıştım ve gizli müşteriliği de denemek istedim. 1.5 senedir yapıyorum. Genelde gençlere hitap eden firmalara gidiyorum. Bir kez deşifre olma tehlikesi geçirdim. Bir yere gittim, orada bir önceki yerde gördüğüm kişiyi gördüm ve telefonla konuşur gibi yapıp dışarı çıktım.

EV KADINI 34
Şu anda çalışmıyorum. Beş yaşında bir kızım var, full time çalışamazdım. Bir arkadaşım gizli müşteri olarak çalışıyordu, ben de o vesileyle başladım. Her sektöre gidiyorum ama daha çok perakende ve finans ağırlıklı. Dikkat çekmemek için özel çaba gösteriyorum. Fazla makyaj, aşırı takı dikkat çekebilir. Çıkar çıkmaz unutmadan formu dolduruyorum. Tekrar gitmek dikkat çekebileceği için oradayken çok iyi gözlem yapmak gerekiyor. Çok sıradan, mülayim olmak, vicdani değil tarafsız davranmak gerek. Bence herkes aldığı paranın hakkını vermeli, o nedenle gittiğim şirkette çalışanların ters bir davranışıyla karşılaşırsam, bunu yazarım.

Gizli müşteride aranan özellikler
* Kuvvetli bir algı ve hafıza
* Dikkatli, titiz ve düzenli olmak
* Esneklik. Zamanını istenen projeye göre ayarlayabiliyor olmalı
* Tiyatro kabiliyeti
* Objektiflik
* Kompozisyonu kabiliyeti
* Güvenilir olmak
* Gördüğünü birebir anlatabilmek
Burcu ÖZÇELİK, Hürriyet İK, 13,08,2006