Aşırı iş yükü ve stres intihara sürüklüyor

Yayınlandı: Mart 29, 2009 / Yazılar
Ekonomik kriz nedeniyle borca, bunalıma giren esnafın yanı sıra işyerinde işsiz kalma korkusuyla ölesiye çalışan işçi de bu yükü daha fazla taşıyamıyor. İki hatta üç kişinin işi bir kişiye yüklenince, depresyon ve sonrasında intihar olayları da giderek daha sık görülüyor. Uzmanlar iş stresi nedenli intiharlarda artış olduğunu söylüyorlar. Bunun son örneğini geçen ay Van Adliyesi’nde çalışan emanetçi Murat Koraloğlu’nun intiharında gördük. 
Van Adliyesi’nde emanet memuru olarak görev yapan Murat Özcan Koraloğlu, 23 Şubat 2009’da girdiği bunalım sonucu eşini öldürmüş, 3 çocuğunu yaralamış, kendisi de oturduğu binanın camından atlayarak intihar etmişti. Daha önce Koraloğlu’nun bunalıma girmesinin sebebi maddi kriz olarak gösterilmiş ama intiharından 2 gün önce bıraktığı mektup olayı başka bir yöne çekmişti: Koraloğlu, 5 sayfalık mektubunda adliyedeki iş yoğunluğu yüzünden sorunlar yaşadığını, hep yanlış anlaşıldığını, kendisine yüklenen işlerin altından kalkamadığını, onurunun, gururun kırıldığı ve bundan dolayı da psikolojisinin bozulduğunu yazıyordu. Koraloğlu’nun bıraktığı mektupla ilgili bir açıklama yapan Yargı Çalışanları Derneği (YARDER) Genel Başkanı İbrahim Başyurt, “Koraloğlu, Van Adliyesi’ndeki iş yoğunluğu, bu yoğunluktan dolayı psikolojisinin bozulduğu, amirlerinden yerinin değiştirilmesini talep ettiği fakat yerine getirilmediği, buna maddi krizin de eklenmesi nedeniyle intihar ettiğini yazıyor. Sanırım biz yargı çalışanları olarak sıradan olduğumuz düşünülüyor ve bizim de insan olduğumuz kimsenin dikkatini çekmiyor. İçinde bulunduğumuz durumun zorluğunun ve geçirebileceğimiz cinnetin bile farkında değiller. Ancak bir gün geliyor, içinde sakladığı o buhran bir çığ gibi patlıyor ve o çok normal gördüğümüz insan, en yakın çevresine zarar verip, kendini yok etme yolunu dahi seçebiliyor. Ne derece stresli bir ortamda çalıştığımızı kurumumuzda çalışanlar bilir. Eleman yetersizliği, maaşların azlığı ve iş stresi de diğer sorunların başında gelmektedir” diyor. Murat Koraloğlu ne yazık ki iş stresi nedeniyle cinnet getirip intihar eden tek insan değil.
Karşılaştığı aşırı iş yükü nedeniyle ruh sağlığı bozulan ve intihara sürüklenen pek çok çalışan oluyor. Mesela 2006-2007 yıllarında Renault Fransa’da yaşanan intiharlar. Renault’nun Fransa’daki merkezi Technocentre’da iki yıldan kısa bir sürede 5 kişi intihara teşebbüs etmiş ve 4’ü ölmüştü. Üstelik intiharlardan ikisi işyerinde meydana gelmişti. Sendikalar bu intiharlardan işyerindeki gergin atmosferi ve ağır stresi sorumlu tutmuştu. Özellikle son intihar vakasının ardından bulunan, iş yaşamındaki gerginliği sorumlu tutan veda mektubu gözleri işverene dikmişti.
Türkiye’nin dört bir yanında da, kapanan işyerleri veya işsiz kalma korkusuyla çalıştığı kurumda ağır iş yüküyle karşılaşanlar arasında depresyon ve cinnet vakalarında artış yaşanıyor. Geçtiğimiz günlerde CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekinci de bu konuya dikkat çekmiş ve Başbakan Erdoğan’a ülkemizde de derinden hissedilen küresel ekonomik kriz dolayısıyla yaşanan intihar olaylarının oranını sormuştu. Ekinci, Erdoğan’ın cevaplaması için verdiği soru önergesinde, ülkemizde de peşpeşe iflas eden iş yerleri bulunduğunu, toplu işten çıkarmalar yaşandığını söylemiş ve son 5 yılda kapanan iş yeri sayısını ve buna paralel olarak işsiz kalanların oranlarını da sormuş ama cevap alamamıştı.

Japonya ve Fransa ilk sıralarda
İntihar oranlarının çok yüksek olduğu Japonya’da iş yükü nedeniyle intiharlara çok sık rastlanıyor. Japonya Ulusal Polis Teşkilatı kayıtlarına göre 2006 yılında ülke genelinde 32.500 intihar meydana geldi. Aşırı iş yükünün neden olduğu depresyon sonucunda her yıl Japonya’da en az 5 bin kişi intihar ediyor. İntiharların en sık görüldüğü ülkelerden biri olan Fransa’da intihar nedenleri arasında yöneticilerin baskısı, işsizlik korkusu, sistematik işten çıkarmalar ve aşırı iş yükü nedeniyle yaşanan yoğun iş stresi ve buna bağlı depresyon gösteriliyor. Çin’de görülen intiharların sayısında da önemli bir artış var. 2006 yılında 18-35 yaş arasında çoğu işçi 250 bin kişinin intihar ettiği kayıtlarda yer alıyor.
İngiltere’de yapılan bir çalışmaya göre her yıl yirmi kişiden biri, iş stresinden kaynaklanan ağır depresyon geçiriyor. Başka bir araştırmaya göre bugün Avrupa’da çalışanların yüzde 28’i, işlerinin tam bir stres kaynağı olduğunu söylüyor. Sağlık sektörü çalışanları, yöneticiler, öğretmenler, polisler, şef garsonlar, itfaiyeciler en stresli işleri yapan kişiler. Almanya’da yapılmış bir araştırma Alman doktorların, yaşadıkları iş stresi nedeniyle depresyona girdikleri ve intihar ettiklerini söylüyor. Haftalık Hamburg gazetesinin haberine göre her yıl 200 doktor ekonomik problemler ve aşırı iş yükü nedeniyle intihar ediyor. 

İş sebepli intiharlar artıyor
Yoğun iş stresinin bir sonucu olarak ortaya çıkan depresyon ve intihar vakalarının sayısındaki artışın, özellikle iş dünyasında acımasız bir rekabetin ve ekonomik krizin yaşandığı günümüzde, yadsınamayacak bir gerçek olduğunu söyleyen Marmara Üniversitesi İİBF Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölüm Başkanı Prof. Dr. Pınar Tınaz: “Global ekonomik krizin, ruhsal sağlık sorunlarını, dolayısıyla yoksulluk ve işsizliğin neden olduğu intihar vakalarını tetiklemesi kaçınılmaz. İşsiz kalan kişi, yaşadığı ekonomik zorluklar yanında kendini toplumdışı, başarısız ve işe yaramaz hissedebilir. Umutsuzluk duygusu, ruhsal sağlığı etkilerken birey, hem kendini hem ailesini öldürebilir. Nitekim birkaç ay önce ABD’de Kaliforniya eyaletinde işten çıkartılan bir adam, eşi, üç çocuğu ve kayınvalidesini öldürdükten sonra kendi hayatına son verdi. İnsanlara sunulan sağlık sosyal yardımları sayesinde dünyada genel olarak intiharların sayısında bir artış yok. Ancak işyeri intiharları ve doğrudan işle ilişkili intiharların sayısı günden güne artmakta.” 
İş baskısı sonucu depresyona girenler çalışan destek hizmetlerine de talebi artırdı. Avita Çalışan Destek Hizmeti’ne gelen çağrılar yüzde 30 oranında arttı. Gelen çağrılara bakılırsa son dönemde çalışanlar en çok işverenin maaş düşürmeye gitmesinden, bekledikleri terfileri bu dönemde alamayacak olmaktan ve aşırı iş yükünden yakınıyor. Şikayetler psikolojik ve hukuki konularda yoğunlaşıyor. İş stresi nedeniyle ruh sağlığı bozulduğu şikayetiyle yapılan aramaların sayısında ise yüzde 50’lere varan artış yaşanıyor. Gelen psikolojik çağrıların yüzde 59 kadarı ise stres, depresyon, uykusuzluk sendromu, iştahsızlık veya aşırı yemek yeme gibi iş yükünün yarattığı sorunlarla ilgili.

İş sorunları eve de yansıyor
Her yüz kişiden 59’unun krizin kendisinde yarattığı sorunları paylaşmak ve yardım alabilmek için kendilerini aradığını söyleyen Avita Çalışan Destek Hizmeti’nden Klinik Psikolog Yasemin Meriç Kazdal, özellikle bu dönemde ekonomik krizle birlikte iş stresindeki artışa da paralel olarak depresyon vakalarında artışlar yaşadıklarını söylüyor: “Bize gelen telefonlarda depresyon vakalarında artış gözlemliyoruz. Bu durum bireyin fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerinde olumsuz etki yaratıyor ve kronik yorgunluk, bağışıklık sisteminin zayıflaması, kalp ve damar rahatsızlıkları, solunum sistemi hastalıkları ve deri hastalıklarına yol açıyor. Avita çalışan destek hatlarına gelen telefonlarda özellikle kalp ve damar rahatsızlıklarının, tansiyon ve mide rahatsızlıklarının arttığına tanık oluyoruz. Çalışanlar telefonda alkol ve sigara kullanımlarının arttığını, işe konsantrasyonlarının azaldığını ve hatta işe gitmek istemediklerini anlatıyorlar. Konsantrasyon azlığı çalışanın dikkatini dağıtıyor ve kazalarının yaşanmasına neden oluyor. Ayrıca işteki sorunlar doğal olarak eve, özel hayata yansıyor. Bize gelen telefonlarda eve iş stresiyle giden çalışanların evde eşlerine hatta çocuklarına kötü davrandıklarına tanık oluyoruz. Gelen telefonlarda depresyon belirtileri gösteren çalışanlar aileleriyle ilişkilerinin bozulduğunu anlatıyor ya da boşanma konusunda bizden hem psikolojik hem de hukuki açıdan destek almak istiyor.”

İşverenin yükümlülüğü nedir?
Prof. Dr. Tınaz, iş sebepli bir intihar durumunda işverenin de hukuki sorumlukları ve yükümlülükleri olduğunu hatırlatıyor: “Öncelikle mirasçılar, (intihar edenin o şirkette bir yıl çalışmış olması koşuluyla) işverenden kıdem tazminatını talep edebilirler (1475 sayılı eski İş Kanunu, madde 14). Yine kişinin yakınları, işverenden maddi ve manevi tazminat talebinde bulunur ve ölüme bağlı olarak destek zararlarını işverenden talep edebilirler. İstenecek tazminat miktarı ve mahkemede çıkacak olan tazminat kararı, işverenin kusuru nispetinde olacaktır. İş sebebiyle intihar eden bir çalışanın sosyal statüsü ve kazancı da, tazminatın miktarında doğrudan etkilidir. Ayrıca intihar olayı, işyerinde gerçekleşmişse, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre bir iş kazası olarak kabul edilir ve Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan (SGK) gelir bağlanması talep edilir. Ölüm sigortasından yararlanma şartları da varsa hak sahipleri ölüm aylığı da talep edebilirler. SGK, iş kazasından bağladığı gelirin peşin sermaye değerini, işverenden ister. Bunun yanında İş Sağlığı ve İş Güvenliği hükümlerine aykırı hareket ettiği düşünülen işveren, idari para cezası ödemek üzere Bölge Çalışma Müdürlüğü’ne ihbar edilebilir.”

Monoton çalışanlar 3 kat stres altında
Türkiye’de de 15-55 yaş arasındaki nüfusta en yaygın hastalıklar içinde depresyonun ilk beşte yer aldığını söyleyen Davranış Bilimleri Enstitüsü Kurumsal Gelişim Merkezi Müdürü Psikolog Ayşegül Horozoğlu, en stresli çalışanların sanılanın aksine yöneticiler değil monoton işler yapanların olduğunu söylüyor: “Monoton ve itibarı düşük işlerde çalışanların stresleri daha fazla. Çünkü işlerini yürütürken kontrol gücü az. Yani işlerini çok iyi yapmaları bekleniyor ama karar alma yetkileri yok. Örneğin, kişisel kontrolün mümkün olmadığı, günlük rutinde rahatlama olanağının bulunmadığı, insanla direkt ilişki içinde olunan, talep ve beklentinin çok ama kişinin bağımsız karar alamadığı işlerde çalışanlarda 3 misli daha fazla yüksek strese rastlanıyor.” Horozoğlu, stres faktörlerinin azaltılmasında işverenlere ve İK departmanlarına düşen rolleri şu şekilde sıralıyor:
-İşe alımlarda pozisyona en uygun kişinin seçilmesine dikkat edilmeli.
-Kişilerin yapacakları işler, kişiliklerine uygun olmalı.
-Gerektiğinde görevlerin yeniden düzenlenmesi sağlanmalı.
-Performans değerlendirme sistemi uygun olmalı.
-Çalışanlara söz hakkı verilmeli, katılımcı yönetim tarzı benimsenmeli.
-Çalışanlar, maddi ve manevi açıdan yeterli düzeyde tatmin ediliyor olmalı. Burada kritik olan adaletli davranılması.
-Ödüllendirme sistemleri olmalı.
-Kariyer gelişimi için eşitlikçi sistemler kurulmalı.
-Çalışanlara her konuda adil, dürüst ve açık davranıldığı inancı verilmeli.
-Doğru ve açık iletişim ortamı sağlanmalı.
-Çalışan memnuniyetinin ve bağlılığının arttırılması için aksiyonlar alınmalı.
-Kişilere, yöneticileri tarafından düzenli geribildirim verilmeli.
-Fiziksel çalışma ortamı uygun olmalı.
Burcu ÖZÇELİK / Hürriyet İK

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s